Dünden bugüne siyasi bir analiz yapmak lazım. Bugün AKP iktidarı tarafından köprülerin satışına ve satış yöntemine ışık tutarak “Özal köprüyü sattı Erdoğan neden satmasın?” başlığımızı açıklığa kavuşturalım.
Öncelikle hafızalarımızı tazeleyelim.
12 Eylül askeri darbesi sonrası 6 Kasım 1983’te yapılacak milletvekili seçimleri öncesi 22 Ekim 1983’te TRT’de yapılan ve Mehmet Barlas’ın yönettiği açık oturuma, Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı Turgut Özal, Halkçı Parti Genel Başkanı Necdet Calp ve Milliyetçi Demokrasi Partisi Genel Başkanı Turgut Sunalp katıldı.
Liderler arasında hafızalara kazınan iddia şöyle:
Turgut Özal: “Devletin elinde bulunan bazı tesislerin gelirlerini halka açmak mümkündür. Mesela köprülerin, barajların gelirlerini senet karşılığı satabiliriz.”
Necdet Calp: “Satamazsınız beyefendi.”
Özal: “Satarız efendim. Gayet rahat satarız. Alan da çıkar.”
Calp: “Sattırmam efendim.”
Özal: “Niye sattırmıyorsunuz? Bu, mülkiyetin satılması değil, gelirinin satılmasıdır. Vatandaş bundan kazanç sağlar.”
Calp: “Devletin köprüsünü, barajını sattırmam.”
Özal: “Satıyoruz demiyorum, gelirini satıyoruz. Bu memleketin insanı kazanacak.”
Bu diyalog, seçim kampanyasının en çarpıcı anlarından biri olmuş ve “Satarım–Sattırmam” polemiği olarak siyasi tarihe geçmiştir.
Öyle bir geçer ki zaman… 1983’ten 2003’e yıl geçti…
Özal köprüyü sattı Unakıtan “Babalar gibi satarım” dedi
2002’de AKP tek başına iktidar 2003’te de Recep Tayyip Erdoğan başbakan oldu.
2003 yılı Nisan–Haziran ayları arasındaki TEKEL’in özelleştirme tartışmaları sırasında Maliye Bakanı Kemal Unakıtan özelleştirme politikalarını savunurken şu sözleri söylemişti:
“Satacağız, satacağız. Kâr edeni de satacağız, zarar edeni de satacağız. Devleti ekonomik faaliyetlerden kurtarıncaya kadar satacağız. Parayı veren düdüğü çalar. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım. Babalar gibi satarım.”
Özal köprüyü sattı Erdoğan ne dedi
Recep Tayyip Erdoğan 2012 yılında köprü ve otoyol özelleştirmesi tartışılırken şu ifadeyi kullanmıştı:
“7 milyar doların altına satmak vatana ihanet olur.”
Köprü özelleştirmesi tartışması bugün de güncel oldu.
AKP iktidarı köprüleri satmak için kolları sıvayınca açıklamalar peş peşe geldi:
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi
Köprü satış iddiaları üzerine yapılan resmî açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Köprü ve otoyolların mülkiyet devri söz konusu değildir, yalnızca işletme hakkı devrinden elde edilecek gelirler hedeflenmektedir.
İddialara konu işlem bir satış değil, finansal ve teknik danışmanlık hizmeti alımı sürecidir.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel

Köprü satış tartışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şu sözleri kullandı:
“Erdoğan ‘7 milyarın altına satmak vatana ihanet’ demişti; şimdi aynı köprüleri ucuza satmak vatana ihaneti ikiye katlamaktır.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz
Özelleştirme iddialarına karşı şu açıklamayı yaptı:
“Vergilerle yapılmış köprülerin özelleştirilmesi vatandaşa ihanettir. Özel işletmeye geçerse köprü geçiş ücretlerine yüzde 100’e varan zam gelebilir.”
CHP Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır
Konuya ilişkin Meclis’e verdiği soru önergesinde şu soruyu yöneltti:
“Köprü ve otoyolların işletme haklarının devrine yönelik bir çalışma yürütülüyor mu?”
Özal köprüyü sattı ama nasıl sattı?
22. ve 23. Dönemde AKP’den milletvekili olan ve Turgut Özal’ın başbakanlığının ilk aylarında 2 Mart 1984’te “Toplu Konut Ve Kamu Ortaklığı İdaresi” kuran Vahit Erdem ile konuştum.
“Gelir Ortaklığı senedi çıkartılması daha önce de uyguladığımız bir yöntemdir. Bu yönetim ile köprü yönetimi ve geçiş ücretleri belirlenmesi devlete ait olur. Elde edilecek rant ve kar millete yansıtılır. 3 ve 5 yıllık olarak iki kez gelir ortaklığı senedi çıkarttık ve 2 saat içinde vatandaş tarafından satın alındı.
Eğer işletme hakkı devri yapılacaksa bu durumda alan kuruluşun eline geçer tüm yetki. Elde edilecek rant kar millete değil özel şirkete ait olur.
İşletme hakkı ile rant şirkete, gelir ortaklığı ile millete verilir. Doğrusu da milletin kazanmasıdır.”
Tarihi haberler: Köprü’den geçen yandı
Haldun Simavi’nin Günaydın Gazetesinde yaptığım haberleri de anımsatayım:
ANKARA – Bayındırlık ve İskan Bakanı Sefa Giray saat 18.00 ile 20.30 arasında Boğaz Köprüsü’nden geçecek araçlardan alınacak ücretin yüzde yüz oranında artırılacağını söyledi.
Bakan Giray bunun bir zam olmadığını savunarak,
“Köprüye belli saatlerde kapasitesinin çok üstünde yükleniyor. Yeni tarife ile bu yükü diğer saatlere yaymayı amaçlıyoruz” dedi.
Bayındırlık Bakanı Giray’ın verdiği bilgiye göre, yılbaşından önce yürürlüğe girecek olan tarife ile halen gündüz saatlerinde 400 lira geçiş ücreti ödeyen küçük arabalar 500 lira, 1500 lira ödeyen kamyon ve otobüs gibi ağır vasıtalar 2 bin lira geçiş ücreti ödeyecek.
18.00 ile 20.30 arasındaki saatlerde ise küçük arabalardan 1000 lira, ağır vasıtalardan ise 4 bin lira köprü geçiş ücreti alınacak.
Köprü senedi alanlar yaşadı
ANKARA – Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı Vahit Eldem, “Köprü’ye yapılan zam, hissedarların gelirlerine aynı oranda yansıyacaktır” dedi.
Eldem, Köprü senetlerinden alan vatandaşların Köprü’ye yapılacak zamla iki türlü kâr ettiklerini belirterek şöyle konuştu:
“Birinci kârları her yıl alacakları kupon gelirinde oldu. Örneğin 1985 yılında kupon geliri olarak (A) tipi senetler için 43 bin lira iken, şimdi Köprü’ye yapılan zam oranı kadar fazla miktarda para buna ilave edilerek dağıtılacak. Ortakların ikinci kârları ise senetlerin gerçek değerlerinin kârlarının artmasından dolayı doğan değer artışıdır.”
Boğaz Köprüsü hisse senedi alanlar yaşadı
Köprü geçiş ücretine yüzde yüz oranında yapılan zamla köprü senedi sahipleri önemli ölçüde kazanç elde edecek. Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanı Vahit Eldem, zam oranında kupon gelirlerinin artacağını söyledi.
34 bin kişinin verdiği para bu masaya sığdı
Köprü senetlerinin üzerine muamelelerini çevre şubelere gönderen bankaların topladıkları paralarla oluşturulan toplam yaklaşık 10 milyar lira, Başbakan Özal’ın önünde bu masaya sığdı.
Bugün sadece bir köprü bütçeye ne kadar kazandırır?
Merhum Özal 1984’te köprü senedi satarak bütçeye 10 milyar lira kazandırmıştı.
1984’te 10 milyar lira, bütçenin yaklaşık %0,38’ine denk geliyordu.
Aynı oran 2026 bütçesine uygulanırsa, bugünün parasıyla yaklaşık 72,1 milyar lira yaklaşık 1,65 milyar dolarlık bir ‘satış değeri’ ortaya çıkıyor.
2 köprü için ise 4 milyar dolar bir gelir elde edilebilir.
İşte soru da bu paranın rantı iler ortaya çıkar?
Kim kazansın?
Rantiyeciler mi kazansın? Millet mi kazansın?
Vahit Erdem kimdir:
İnşaat yüksek mühendisi ve ekonomist, siyasetçi, milletvekili. 1944, Kasımağa / Keskin / Kırıkkale doğumlu. Baba adı Ali, anne adı Satı. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesini bitirdikten sonra Southampton Üniversitesinde Yüksek Lisans ve Bradford Üniversitesinde Proje – Planlama İhtisası yaptı.
Devlet Planlama Teşkilatı Uzmanı ve Daire Başkanı, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Kurucusu ve Başkanı, Savunma Sanayii Kurucu Müsteşarı, Başbakanlık Başdanışmanı, Büyükelçi, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı, Avrupa Konseyi Sosyal Kalkınma Fonu, Türk Hava Yolları ve Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri olarak görev yaptı.
Vahit Erdem, AK Parti’den XXII. (03.11.2002 – 22.07.2007) ve XXIII. (22.07.2007 – 12.06.2011) Dönem Kırıkkale Milletvekili seçilerek TBMM’de yasama çalışmalarına katıldı. NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı ve NATO Parlamenter Asamblesi Başkan Yardımcısı oldu.
Güney Kore Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Liyakat Nişanı ve Fransa Cumhuriyeti Devlet Liyakat Nişanı ( Legion D’Honneur) sahibidir. Evli, 3 Çocuk. Çok iyi düzey İngilizce, orta düzey Fransızca biliyor.
