ARINÇ – GÖKÇEK KAVGASININ TARAFLARLA KONUŞUP ANLAŞTI AMA…
DAVUTOĞLU İLK LİDERLİK SINAVINI BAŞARAMADI
Türk siyasetinde partilere Genel Başkan seçilen pek çok isim “Lider” olamadı. Genel Başkan olmak yaklaşık bin parti delegesinin oyları ile gerçekleşir ve kolaydır. İşte o Genel Başkanlar karşılaştıkları olaylardaki tavırlarına göre toplum tarafından “Lider” olarak benimsenirler ki bu da zordur. AK Parti Genel Başkanı Davutoğlu “Lider” olmak için ilk sınavını başaramadı. Neden mi? Yakın siyasi tarihimizden de örnekler vererek anlatayım.
46 yıllık gazetecilik deneyimizle gördük ki bir siyasi partiye “Genel Başkan” olmak çok kolay ama o partide “Lider” olmak çok zordur. Çünkü Genel Başkanları partilerin bin ya da taş çatlasın bin 500 delegeleri seçerler. Parti tabanı denilen bu delege yapısında yarıdan bir fazla oy alarak da Genel Başkan olabilirsiniz. Ya da Parti kurucusu olarak tüm delegeleri siz seçerseniz ki genelde böyle olur otomatikman Genel Başkan olursunuz.
Genel Başkan olmak bu işin kolay tarafı. Şimdi işin zor tarafına geçelim ve Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmed Davutoğlu’ndan başlayalım.
Bülent Arınç ve Melih Gökçek kavgasından müthiş bir pas geldi Davutoğlu’na. Eğer Davutoğlu gazetecilerin önünde olsun ya da olmasın masaya yumruğu vurup, “ Bülent Arınç’ı Başkanlıktan, Melih Gökçek’i ve kadrosunu Belediye Başkanlığından aldım” dese ve uygulasa “Lider” olurdu.
Bakanlar kurulu sonrası Arınç ile konuşması, hele hele bir bakan vasıtası ile Melih Gökçek’i çağırıp konuşması ve arkasından, “ Bu tartışma bence kapanmıştır” demesi “Lider” olma pasını ıskaladığının fotoğrafı oldu.
Şimdi şöyle bir yakın tarihimize bakalım.
28 Şubat günü dönemin Başbakan Yardımcısı ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller Milli Güvenlik Kararlarını açıklayan Başbakan rahmetli Necmettin Erbakan’dan 35 dakika sonra Çankaya Köşkünden ayrılırken, “ Ben Cumhurbaşkanına ‘ Askerler Erbakan Hoca’nın Başbakanlığına karşı ise, ben Başbakan olayım Hoca yardımcım olsun “ diye öneriyor.
Siyasetin kurdu ve liderlerinden olan Demirel, “ olmaz “diyor ve hükümet kurma görevini Mesut Yılmaz’a veriyor.
Çiller işte o an “Lider” olma pasını kaçırıyor. Çünkü “ 28 Şubat kararları açıkça demokrasiye bir darbedir. Ben demokrat laik Cumhuriyet kadını ve Demokrat Parti lideri rahmetli Adnan Menderes ile Süleyman Demirel’in izinde yürüyen siyasetçi olarak Genelkurmay Başkanının ve Kuvvet komutanlarının görevden alınmasını Başbakan Erbakan’dan istiyorum” diyebilse işte o gün Türk siyasetinin önemli liderleri arasında yerini alacaktı. Ne oldu? Genel Başkanlığı da kaybederek silindi gitti.
Gelelim Abdullah Öcalan’ın yakalandığı dönemin başbakan yardımcısı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye. Meclis’e gelen “idamın kaldırılması” tasarısına karşı durup Meclis kürsüsünden, “ Önce katil APO’yu asalım, sonra idamı kaldıralım. Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz kabul etmezse koalisyonu bozuyorum. Haydi, erken seçime “ dese o da Lider olurdu. Ne oldu? İlk seçimde barajı dahi geçemedi ve hala Genel başkan.
Türk siyasi tarihinde yer alan, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi Cumhuriyetin kurucusu büyük liderlerden sonra; Adnan Menderes, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu ve son olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliklerini Türk halkı kabul etti, takdir etti.
Diğerleri ise Genel Başkan olarak kaldı.
