Feyzioğlu ve adalet dersi – 2

FEYZİOĞLU VE ADALET DERSİ – 2

“SÖZCÜ DAVASI CIVIKLIKTIR”

Soru: Ergenekon denilen uydurma davada suç isnat edilenler için yeniden yargılanma süreci başladı. Bu ve benzeri davaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Feyzioğlu: Kumpas davalarına bakın; o günkü manşetlere bakın; kumpas davalarında darbeye teşebbüs etmekle, Türkiye Cumhuriyetini devirmekle suçlanan, haklarında sahte deliller yaratılan, zindanlara atılan, kahraman Türk subaylarını o tarihte manşetlerle nasıl mahkum etmeye çalıştıklarına bakın…

Biz o zaman, bu suçlamalar doğru da olabilir, yanlış da olabilir; doğruluğunun  ya da yanlışlığının anlaşılabilmesi için adil yargılama yapılması gerekir. Adil yargılama yapmadan bu insanların suçlu olup olmadığını bilemeyiz, bu manşetleri atamazsınız, bu insanları peşin hükümle mahkum edemezsiniz, diyorduk. O zaman bize faşist – darbeci diyorlardı. Ne oldu?

Bunun bir suç örgütünün korkunç bir kumpası olduğu ortaya çıktı. Ve en sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin canına kastetti.

Bugün yine aynı gerçekleri söylüyoruz yine saldırıya uğruyoruz. Dolayısıyla bir kişinin, savunma hakkını askıya almak, onun aleyhine sürülen delilleri çürütme hakkını elinden almak sadece sosyal linçe yol açıyor ve gerçeğin ortaya çıkmasını önlüyor.

Bugün bir insanı etiketlediğinizde, kimse hiçbir şey diyememeye başladı. Bunu diyene sen de FETÖ’cüsün denmeye başlandı.

15 Temmuz’un hemen sonrasında yaptığımız açıklamalar şu: Bu korkunç suç örgütü akılla yenilebilir. Akıl bize dünya tarihini bilmemizi, adil yargılamanın vazgeçilmezliğini anlamamızı emrediyor. Eğer F tipi suç örgütünü kazımak adına hukuk dışına çıkılırsa bundan yararlanacak yegane yapı suç örgütü olur.

Soru: Sözcü Gazetesi imtiyaz sahibi ve muhabirlerine yönelik gözaltı ve tutuklama kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Feyzioğlu: Sözcü gazetesinin muhabirini cumhurbaşkanının  15 Temmuz’da nerde olduğunu internet sitesinde yazmak suretiyle, darbecilere destek olmakla suçluyorlar. Bu darbenin ne kadar önceden planlandığı ve fakat öne alınmak zorunda bırakılarak bazı tedbirlerle, teşebbüs aşamasında kalmasının sağlandığı iddia ediliyor. Herhalde bu ayrıntılı planlamanın en merkezinde şu olmalıydı: Cumhurbaşkanının  15 Temmuz günü nerede olduğunun tespit edilmesi ve derdest edilmesi olmalıydı. Çünkü darbeyi ulaştıracak olan en önemli unsur devletin en üst makamını derdest etmek. Aksi takdirde bu iş son derece amatör bir proje olurdu. Şimdi bu kadar tanklar yürümüş, uçaklar kalkmış, özel kuvvetler komutanlığı basılmak üzereyken bir kahramanımız sayesinde tam ucundan dönülmüşken… Şunu mu demek istiyor Mahkeme: Darbeciler o gün internet sitesine baktılar;  … Cumhurbaşkanı Marmaris’teymiş hadi şu darbeyi yapalım,  Allah razı olsun Sözcü Gazetesinden Cumhurbaşkanının yerini bulmuş biz de hadi darbe yapalım…

Böyle bir cıvıklık mıdır bu? Sözcü gazetesinin Muhabirinin böyle bir sebeple tutuklanması, 15 Temmuz günü tankların altına ezilme pahasına çıkan, tankların  önüne gövdeleriyle çıkıp kahramanlık destanı yazan, kumpas davalarında zindanlarda Türkiye Cumhuriyetini savunma görevini devam ettiren kahramanların anısına büyük saygısızlıktır.

Bu tutuklama gerekçesi tüm soruşturma ve davaları gayri ciddi olarak etiketliyor. Bu kadar akla zarar bir sebeple bir gazeteci tutuklanıyorsa bilmediğimiz binlerce dosyada ne akla zarar gerekçeler var cümlesini kurdurtacak dünyaya. Onları da sakat hale getirecek. Türkiye Cumhuriyetini F tipi suç örgütü karşısında güçsüz duruma düşürecek.

Dünyanın en haklı davası, bu davayı zarara uğratmaya kimin hakkı var? Burada isyan etme hakkına biz sahibiz çünkü birileri suç örgütünü Türkiye’yi ele geçirecek noktaya getirirken, beslerken biz mücadele veriyorduk ve onlar bize ‘darbeci’ diyorlardı, ‘faşist’ diyorlardı. Bir kere daha haklı olduğumuzun ortaya çıkmasından hicap duyuyorum.

15 Temmuz gecesi de söyledik, Cumhurbaşkanına da söyledik; F Tipi suç örgütüyle mücadele etmenin tek yolu adil yargılamadır, adil yargılama ilkelerinden Türkiye saptığı anda, mahkemelerin üzerine emir komuta baskısının uygulandığı algısı yaratıldığı anda bundan sadece ve sadece F tipi suç örgütü yararlanacaktır, adil yargılamadan sapılmamasını sağlamak başta cumhurbaşkanının görevidir demiştik. Hala söylüyoruz.

Gökmen Ulu ve Sözcü Cumhurbaşkanın yerini haber yapınca suç mu oluyor? Suç mudur?

Feyzioğlu: Sözcü gazetesi muhabirini cumhurbaşkanının yerini keşfetti, bunu internet sitesinde yayınlamak suretiyle darbecilerin darbe yapmasını sağladı… Eğer F tipinin parçasıysa bu adam ve gerçekten cumhurbaşkanının nerede olduğunu suç örgütü darbe yapsın gerekçesiyle arıyorsa, el insaf herhalde gazetesinde yayınlamak yerine telefonla arar ‘abi buldum’ der. Bunlar da gazete okuyorlar ve hazır bulmuşken darbe yapalım diyorlar. Bu mudur? Traji komik. Bu tutuklama bir tek yapıyı memnun etti: F tipi suç örgütü. Şehitlerimiz mezarlarında ters dönmüştür.

Adil yargılama için öncelikle okuduğunuzda tatmin etmesi gereken bir gerekçe olması lazım. Bu gerekçe alay eder gibi. Bu gerekçe F tipi suç örgütünü mutlu mesut ediyor.

Bir gazetecinin cumhurbaşkanın tatil yaptığı yeri yayınlaması onun açısından gazeteciliktir. Darbeye teşebbüs edenler herhalde bu kadar detaylı bir planlamayı internet sitesinde cumhurbaşkanının yerini görünce yapmamışlardır. Akıllarına o zaman gelmemiştir. Ve herhalde darbecilere destek olmak isteyen birisi cumhurbaşkanının yerini gazetesinde yayınlamak yerine iki kontör harcayıp telefon eder…