BEDAVA’CILIK YASAKLANSIN
Balık hafızalı bir toplumuz. En çok şaşırdığım ise güya gazetecilerin yanlı, yanlış hatta cahilce tutumları. CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in 1 milyon 200 bin liralık haberleşme faturası açıklandı.
Türkmen TBMM Başkanlık Divanı kâtip üyesi ki Meclis Başkanlığı, “tüm iletişim masraflarınız BEDAVA” diye sadece Türkmen için değil tüm başkanlık divanı üyeleri için karar almış.
Önce bu kararın sorgulanması lazım değil mi?
Ve Türkmen ile birlikte tüm BEDAVA’CILARIN ne kadar harcama yaptığının açıklanması şart değil mi?
Ayrıca Meclis’te Başkanlık Divanı üyelerine, Komisyon Başkan ve vekillerine, idare amirlerine ya da her kime BEDAVA hizmet veriliyorsa açıklanması gerekir değil mi?
Vur abalıya mantığı ile sadece bir milletvekilinin LİNÇ edilmesine şiddetle karşıyım.
Bakın milyon lirayı aşan rakamı hiç yazmadım dikkatiniz çekmiştir.
Bana göre 1,2 milyon lirayı da 100 bin lirayı da devlet ya da Meclis bütçesinden BEDAVA harcayan asla OLMAMALI.
İsveç’te devlet harcamaları için verilen kredi kartından bir paket çikolata alan o kadın Bakan bu harcama ortaya çıkınca istifa etti görevinden anında.
Ne demek BEDAVA İLETİŞİM HİZMETİ?
Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı var devletin o her bir kör kuruşunda.
Bakıyorum da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 milyon 200 bin liralık haberleşme faturasıyla kriz yaratan Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in TBMM Başkanlık Divanı kâtip üyeliğinden istifasını istedi.
Kemal Bey neden BEDAVA’cılığın iptal edilmesini istemedin anlamadım.
Geçmişte Milletvekillerinin, gazetecilerin telefon paraları, uçak bilet paraları % 50 indirimli idi. Rahmetli Özal, “olmaz” diyerek tüm bu indirimleri kaldırmıştı.
Günümüzde siyaset de DEVLET PARASI ile yapılmıyor mu?
Her yıl bütçeden milyarlarca lira siyasi partilere aldıkları oy oranı ile çarpılarak “özgür siyaset yapsınlar” diye verilmiyor mu?
12 Eylül’ün kudretli devlet Başkanı Kenan Evren’in 1982 Anayasasına karşı çıkıyoruz da BEDAVA siyaset yapılmasına neden karşı çıkmıyoruz?
Çünkü bir mantığı ve haklı gerekçesi var siyasi partilere yapılan bu devlet yardımının.
Merhum Cumhurbaşkanı Evren diyordu ki, “siyasi partiler iş adamlarından bağış aldıkları için geçmişte onlara siyaseten gebe kalıyorlar ve iktidar olunca bu aldıkları bağışları geri ödemek için ihalelerde haksızlık yapıyorlar. Siyasi partilere devlet bütçesinden pay verelim ki ele güne muhtaç olup gebe kalmasınlar.”
Bu durumda siyasi partiler kendi üst düzey yöneticilerinin masraflarını üstlensinler değil mi?
İşte bundan söz eden ne bir siyasetçi ne bir gazeteci var.
DEMİREL VE TAŞAR
Ve şimdi size bir BEDAVA devlet pulu anısını anlatayım.
Anavatan Partisi iktidarı kaybedip Doğru Yol-SHP koalisyonu hükümet olunca “Baba” lakaplı merhum Süleyman Demirel dönemin devlet Bakanı emekli paşa Orhan Kilercioğlu’nu “Yolsuzlukları araştırma Bakanı” yapmış ANAP hakkındaki yolsuzlukları ortaya çıkarması görevi vermişti.
Kilercioğlu’da eski Bakan merhum Mustafa Taşar’ın gönderdiği tüm mektupların posta pullarının parasının devlet bütçesinden ödendiğini belirlemiş ve Taşar’ın Yüce Divan’da yargılanması için hazırladığı dosyayı Meclis’e göndermişti.
O tarihte ben de STAR TV Ankara Temsilcisi idim.
Meclis’te yapılacak oylamadan “evet” çıkarsa Mustafa Taşar Yüce Divan’da yolsuzluk iddiası ile yargılanacaktı.
Taşar’ı aradım ve nasıl savunma yapacağını sordum, “kolay ben suçlu isem Başbakan Demirel de suçlu beraber gideriz Yüce Divan’a. Demirel suçsuz ise ben de suçsuzum aklanırım çünkü o da benim gibi tüm pul paralarını devlete ödetmiş” dedi.
Ben de Taşar’ı çağırdım ve bugünlerde FOX TV Ankara Haber Müdürü olan o dönemde ise STAR TV muhabiri olan Tülay Ünal Öçten’e bir söyleşi yaptırdım.
Taşar da Demirel’in tüm posta pulu harcamalarının belgesini açıkladı.
Bu söyleşi ana haberde yayınlanınca DYP ve SHP Grup Başkanvekilleri beni arayarak bu belgeleri istediler, biz de ilettik.
Ertesi gün meclis Genel kurulunda yapılan oylamada ANAP, DYP ve SHP’lilerin oyları ile Mustafa Taşar aklandı ve Yüce Divan’dan kurtuldu.
Pul Davası diye yazdığı kitabın ön sözünde de bana teşekkür etti.
Gelelim günümüze ki bu pul davasından da ders çıkararak diyelim ki;
İster Meclis’te ister Bakanlıklarda, ister bürokrasi de hiçbir siyasetçi veya bürokratın şahsi harcamaları ne pul, ne telefon parası, ne araç yakıtı olsun fark etmez asla BEDAVA olmamalı.
