Kadri Enis Berberoğlu
CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ
Maltepe 2 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi B9-Üst
Maltepe – İstanbul
Sevgili Enis,
Cezaevinde tutuklu bulunan bir meslektaşıma, kardeşime mektup yazmanın dayanılmaz üzüntüsü içerisindeyim.
48 yıllık meslek yaşantımın 35 yılını da seninle ve değerli kardeşim eşin Oya ile geçti.
Ayrı işyerlerinde ama ayni meslekte Türkiye’de yaşanan olayları takip ettik.
Siyasileri, bürokratları, hukukçuları, askerleri, polisleri, öğretmenleri, doktorları, işçileri, memurları, esnafı, işadamlarını, emeklileri hatta işsizi, fakiri, hırsızı, uğursuzu gazeteciler olarak izledik.
Tarihe tanıklık ettik.
Olumlu, olumsuz haberler yaptık, yorumlar yazdık.
Özetle kardeşim sadece ama sadece, “GAZETECİLİK” yaptık.
Kim için?
Elbette halkın en doğan anayasal hakkı olan “haber alma” hakkı için.
Gerçekleri, sadece gerçekleri yazdık yalana dolana sapmadan, kalemlerimizi satmadan, başımızı öne eğecek hiçbir asılsız habere imza atmadan yıllarca çalıştık çalışmaya da devam ediyoruz
Ne için?
Mesleğimize olan saygımızdan, yasalara olan bağlılığımızdan, etik değerlere verdiğimiz önemden.
Anayasa ile tanımlanan, yasalar ile yürütülen basın mesleğini dört dörtlük yaparak muhabirlikten, genel yayın koordinatörlüğüne kadar başarı ile yükseldin.
Milletvekili olarak da seçmenlerine hizmeti sürdürdün.
Canım kardeşim,
Ben rahmetli babamdan devraldığım gazetecilik mesleğini yapıyorum. Rahmeti abim de gazeteci idi, kardeşim de emekli gazeteci.
Oğlum Alper’de benimle birlikte Sonsöz Gazetesinde çalışan 19 yıllık gazeteci.
Bunları ne için yazdım?
Rahmetli babam Ulus Gazetesi ve Akis dergisinde çalışırken 1957 yılında bir köşe yazısında dönemin bakanını “eleştirdiği için” 16 ay hapse mahkum olduğunda 6 yaşındaydım.
Ulucanlar cezaevinde mahkumiyetini tamamlayıp çıktıktan sonra “geçmiş olsun” ziyareti için evimize merhum İsmet İnönü geldi.
Aradan yıllar geçip gazeteciliğe başladığımda, “baba dönemin bazı gazete sahipleri yazarları iktidarın yanında yer alıp köşe olmuşlar. Sen ise muhalefet yapıp hapse girmişsin” demiştim.
Rüzgarlı Sokağın Faik Baba’sı bana, “Ben de sizlere Ulucanlar Şeref Madalyamı miras bırakıyorum. Siyasileri karşısında eğilip, bükülmemeniz, hiç birinin borazanı (şimdilerde yandaş deniyor) olmamanız için bu madalyayı göğsünüzde onur ile taşıyacaksınız. Mirasıma ihanet ederseniz hakkımı helal etmem” diye yanıt vermişti.
SİLİVRİ ŞEREF MADALYASI
Sevgili kardeşim Enis,
Senin eşinle birlikte ne kadar başarılı meslek kariyerleriniz olduğunu yakından biliyorum.
Sizlerle gurur duydum duymaya da devam ediyorum.
Türkiye maalesef bugün de 1950’li yıllarda rahmetli babamın yaşadığı günlerden farksız bir adalet anlayışı içerisinde.
Ve Adalet arayışı sadece CHP’nin değil, MHP muhaliflerinin de HDP’lilerin de gündeminde.
Bugün uygulanan hukuk sisteminde bugün itibarı ile sadece iktidarda olanlar memnun.
Hatırlarsın 2010 referandumunda da yaptıkları anayasa değişikliğinden çok memnundular ama 15 Temmuz kahpe alçak darbe girişimi onların ne kadar hatalı olduklarını tescil etti.
Hukuk ülkemizde geç tecelli ediyor ne yazık ki. Ama sonuçta derin izler yaralar bıraksa da geride tecelli ediyor ki senin için de böyle olacaktır eminim.
İnanıyorum ki suçsuzluğun en kısa sürede anlaşılacak ve bu suçlamadan beraat edeceksin.
Ve yine inanıyorum ki tutuklu kaldığın bu süreç, senin için de eşin ve evladın için de “Silivri şeref madalyası” olarak değerlendirilerek göğsünde gururla taşınacak.
Allah sabır versin ve adalet en kısa sürede tecelli etsin kardeşim.
Selam ve Sevgilerimle
Orhan Uğuroğlu
Gazeteci
Sonsöz Gazetesi
1341. Cad. No: 56 Matbaacılar Sitesi
İvedik OSB Yenimahalle – ANKARA
