Resmî açıklamalar, ülkemizde 12 milyon ruhsatsız ve kaçak bina olduğunu ortaya koyuyor.
Ayrıca 2012 yılında çıkarılan 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm yasası ile birlikte ilk etapta yapıların 6,5 milyonunun yenilenmesi gerektiği AKP hükümeti tarafından resmen açıklanıyor.
Yani depreme dayanıklı değil, yani kaçak, yani ruhsatsız milyonlarca konutun olduğu bir ülkede, “kayıtsız şartsız ve daha da önemlisi denetimsiz” imar affı çıkarılır mı?
Çıkartılırsa buna göz göre göre cinayet denmez mi?
“Depreme dayanıklı raporu” almadan, bu kaçak, ruhsatsız ve depreme dayanıksız yapıları, imar affı ile yasal hâle getirmenin siyasi sorumluları “Yüce Divan” önünde bürokratik sorumluları ise “yargı” önünde hesap vermelidir.
Muhalefet partileri, yani Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti dönemin siyasi sorumlularının yüce divanda yargılanması için gerekli adımları bugüne kadar atmadılar ama acilen atmaları gerekmektedir.
Kimdir siyasi sorumluluğu olanlar?
Birinci derecede siyasi sorumlu Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ancak Anayasa karşısında Erdoğan’ın dokunulmazlığı vardır. Hesap sorulamaz.
İkinci derecede siyasi sorumlu dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’dır ki, hâlen Meclis Başkanı ve AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayıdır.
Üçüncü derecede siyasi sorumlu ise Çevre ve Şehircilik Bakanı Kayseri Milletvekili ve hâlen AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Mehmet Özhaseki’dir.
Kartal faciasının sorumluları Yıldırım ve Özhaseki’yi kentlerine başkan seçerek mükafatlandıracak mı İstanbullular ve Ankaralılar?
Bürokratik sorumlu ise dönemin TOKİ Başkanı ve günümüzün Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dur.
Kartal’da 21 kişinin hayatını kaybetmesinin nedeni İstanbul Valiliği tarafından yapılan resmî açıklamaya göre, binanın üstüne 3 kat çıkılmasıdır.
Değerli okurlarım milyonlarca bina ülkemizde maalesef bu şekildedir ve bunlar hiçbir denetimden geçirilmeden affedilmektedir.
İmar affı göz göre göre can kayıplarına neden olmaktır.
Yapılacak iş ise imar affından yararlanmak isteyen vatandaşların önce bu konuda lisanslı ve uzman bir kuruluştan “sağlam” raporu almaları gerektiğini hükme bağlamaktı. İşte bir yasa bu kadar hayati öneme haiz bir tedbir alınmadan “seçim yatırımı ve bütçeye ek gelir” amacıyla çıkarılırsa sonuç ne yazık ki şimdilik 21 can kaybına neden olur.
Şimdilik diyorum, çünkü milyonlarca bina ve konut hiçbir denetim olmadan affedilip yasal belge sahibi kılındı, kılınmaya da devam ediliyor.
Kahramanmaraşlı hemşehrim Ahmet Taşgetiren, “Allah korusun!” diyor.
Ben de “Allah korumaz, Allah’a havale etmeyin, gelin önce hesap soralım ve acilen önlem alalım” diyorum.
Taşgetiren, “Biliyorum pek çok insanın zihninden ‘Ne yapılabilir ki!’ gibi sorular geçecektir” diyor.
