15 Temmuz’un Kara Kutusu Mehmet Dişli Ölüm Korkusunu Yendi, Konuşacak

Ölüm korkusunu yenen mehmet dişli konuşacak

30-31 Mart duruşmasında yer yerinden oynayacak! Çünkü Mehmet Dişli Ölüm Korkusunu Yendi, Konuşacak, yer yerinden oynayacak.

Mehmet Dişli ve ölüm korkusu: 9 yıldır çekmecemde bekleyen “Ben müktesebatıma, feyz aldığı Harbiye’me, üzerine yemin ettiği sancağıma ve mukaddesatıma ihanet etmedim. ETMEM! DARBECİ DEĞİLİM! Takdir, Yüce Milletindir.” dediği mektubu ile kızı Av. Ahsen Türkmen ‘in şok itirafını ilk kez açıklıyorum: “Babam cezaevinde öldürülmekten korktuğu için sustu!

Mehmet Dişli 15 Temmuz’un 10. yılında Hulusi Akar ve 15 Temmuz’un saklı tuttuğu şifrelerini ölüm korkusu olmadan mahkemede açıklayarak sessizliğini bozacak.

Yapacağı açıklamalar kuşku yok ki 15 Temmuz’un tüm karanlık noktalarını, Yurtta Sulh Konseyi’nin üyelerini açıklayabilir. Dönemin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Kontrollü Darbe” iddiası yanıt bulabilir.

15 Temmuz hain darbe girişiminde Hulusi Akar ile Mehmet Dişli’nin 12 Saate ulaşan birlikteliğinden sonra darbesinin bastırılması sonrası Çankaya Köşküne birlikte dönmeleri ve yaşananlar açıklığa kavuşabilir.

Mehmet Dişli ve Ölüm Korkusu

Gazetecilik hayatımın en kritik dosyalarından biri olan, 15 Temmuz hain darbe girişimi 10. yılına girerken gerçekler su yüzüne çıkacak Pandora’nın Kutusu açılacak mı?

Abisi Şaban Dişli’nin Büyükelçi olarak Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanmasını Mehmet dişli nasıl değerlendirecek_

Ölüm korkusunu yenen Mehmet Dişli’nin yapacağı cesur açıklamalar Türk siyasetine de kuşku yok ki bomba gibi düşecek.

15 Temmuz darbe girişimi sanıkları eski Eğitim ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muhabere ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı, Korgeneral Metin İyidil hakkında şu gelişme yaşandı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince 27 Nisan 2018’deki karar duruşmasında, sanık Metin İyidil “anayasal düzeni ihlale teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Kanun yolu incelemesi yapan İstinaf yani tam adıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, İyidil hakkında beraat kararı verdi.

Bir güç aniden göreve girdi ve Tahliye edilen İyidil, savcılığın itirazı üzerine başka bir istinaf mahkemesi tarafından tekrar tutuklandı. Aslında bu kararı Yargıtay vermeliydi.

Erdoğan’ın tepkisi:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önce tahliye edilen sonra tekrar tutuklanan eski Korgeneral Metin İyidil hakkında verilen yargı kararını 19 Ocak 2020’de şöyle eleştirmişti.

“Yargı camiamız için gerçekten çok üzücü bir adım olmuştur. İlginç olan şey şu kararı veren kişi veya kişilerin de FETÖ’cü olması bu işin nerelere vardığını gösteriyor. Bunun arkasında daha ne gibi oyunlar olabileceğini de açık net gösteriyor.

Bir gerçek var ki hak sonunda yerini buluyor. Müebbet hapse mahkum olmuş bir kişiyi kalkıp hemen beraat ettirme ya da tahliyesini verme gibi bir yola bir mahkeme nasıl gidebiliyor. Bu anlaşılabilir bir şey değil. Sağ olsun Adalet Bakanlığımız ve savcılarımız bu noktada adımlarını attılar. En kısa sürede yapılan operasyonda yakaladılar. Tekrar ceza uygulanmaya başladı. Şu an malum içeride.”

Bu karar Yargıtay 3. Ceza Dairesi, istinaf mahkemesinin duruşma açmadan karar verilmesi nedeniyle İyidil hakkındaki beraat kararını kaldırdı. Yargıtay tarafından 15 yıl 10 ay hapis cezası verilen İyidil hale cezaevinde.

17 Haziran 2020’deki Yeniçağ yazımda; “Çarpıcı yargı kararı; Müebbet mi Beraat mı? ” diye bu çarpıcı yargı kararlarını eleştirmiştim.

Metin i̇yidil önce müebbet sonra beraat ve finalde 15 yıl hapis alan yargının en çarpıcı kararlarına muhatap olan 15 temmuz hükümlüsüdür..
Metin i̇yidil önce müebbet sonra beraat ve finalde 15 yıl hapis alan yargının en çarpıcı kararlarına muhatap olan 15 temmuz hükümlüsüdür.

Ahsen Türkmen ve ölüm korkusu açıklaması

Mehmet Dişli’nin kızı Ahsen Türkmen bu gelişmelerden ve köşe yazımdan sonra erkek kardeşi ile beniz ziyarete geldi ve babasının FETÖ’cü olmadığını uzun uzun anlatarak dedi ki;

“Babam size bir dosya göndermek istiyor kabul eder misiniz?”

Elbette kabul ederim ben gazeteciyim sadece gerçekleri yazarım hiç kimseden korkmam dedim.

Yaklaşık iki ay sonra Av. Türkmen babasından bu mektubu getirdiğinde, yazdığı satırları okuyup sordum:

  • Baban mektubunda Hulusi Akar ile 15-16 Temmuz gecesi neler yaşadığını neden açıklamıyor? Neden üstü kapalı geçiştiriyor?

Av. Türkmen dedi ki;

“Babam cezaevinde öldürülmekten korkuyor!”

Evet, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın en yakınındaki isim olan Mehmet Dişli, 10 yıldır bu ölüm korkusu ile cezaevinde yaşadı.

Ölüm korkusu taşıyan Mehmet Dişli’nin kızı Av. Ahsen Türkmen 21 Mart’ta şu mesajı bana gönderdi:

Mehmet dişli'nin kızı kızı av. Ahsen türkmen
Mehmet dişli’nin kızı kızı av. Ahsen türkmen babasının ölüm korkusu ile konuşmadığını söyledi.
  • Merhaba Orhan Bey. Bayramınız kutlu olsun. Sevdiklerinizle nice bayramlar geçirmenizi diliyorum. Babam da saygı ve hürmetlerini iletmemizi istedi. Babam 30-31 Mart’ta Sincan’da savunma yapacak. Gelip dinlerseniz memnun oluruz. Saygılarımla.

Mehmet Dişli’nin 30-31 Mart’taki duruşması öncesi bana yapılan bu daveti çok anlamlı buldum. Dişli ölüm korkusu ile yaşamaktan vazgeçip acaba sessizliğini bozacak mı?

Sürpriz mesaj; Sincan Cezaevi’nden görüşme sonrası WhatsApp Mesajı

Ölüm Korkusu taşıyan Mehmet Dişli’yi Sincan’daki hücresinde ziyaret eden 85’li bir emekli albayın kendi WhatsApp grubuna attığı ve bana da ulaşan mesajı hiçbir kelimesine dokunmadan yayınlıyorum:

“Kendisi geçen hafta bana kızıyla haber göndermişti. Tüm yargılamalarda müdafiliğini kızı ve yeğenleri yaptı, halen de yapıyorlar. Kandıra Cezaevinde idi, pazartesi günü Sincan Cezaevine nakledildi. Ben de Salı günü yanına gittim, yaklaşık 3,5 saat konuştuk.

Kendisine ‘Bugüne kadar yaptığın savunma ile gerçekleri anlatmadığını düşünüyorum. Savunmalarında bir yere kadar gelip durdun. Esas ondan sonrasını anlatmanı bekledim, anlatmadın. Bu şekildeki savunmalarınla hem bende hem de seni tanıyan herkeste sanki ‘Hulusi’yi koruyorsun’ algısı oluştu.

Bunu ayrıca ‘sanki Hulusi’den bir yardım bekliyorsun’ diye yaptığını düşündüm. Onu en iyi tanıyanlardan, ciğerini bilen birisi olarak seni de harcayacağını düşünmeliydin. O ‘yapısı gereği’ bu yardımı zaten yapmazdı, bunu sen dâhil kimseye yapmazdı. Senden de esirgerdi, nitekim esirgedi.’ dedim.

‘Şimdi yapacağın savunma öncekilerden farklı mı olacak?’ diye sordum.

‘Kesinlikle öyle olacak, her şeyi belgelerle, görüntülerle açıklayacağım. Benim kaybedecek bir şeyim yok’ dedi.

Mehmet disli 1
Ölüm korkusu nedeniyle 10 yıldır suskun kalan 15 temmuz’un kara kutusu konuşacak

‘Bu Türkiye’de sansasyon yaratır’ dedim.

‘Biliyorum, ama bildiklerimi somut belgelerle, video görüntüleri ile tek tek anlatacağım’ dedi.

Sonrasında benden bir istekte bulundu. ‘Devrelere söyler misin, zamanı olan, uygun olanların da gelip izlemesini çok istiyorum’ dedi. Ben de ‘Senin hakkında devre arkadaşlarımın ne düşündüğünü biliyorsun herhalde. Bu olumsuzluğa rağmen ben onlara iletirim, arkadaşlarımı bilgilendiririm’ dedim.

Ben 30 ve 31 Mart günü yapacağı savunmayı izlemek için Sincan Cezaevi kampüsündeki duruşma salonunda olacağım. Gelmek isteyen olursa, duruşma salonuna girmede ve izlemede bir engel yok. Üzerimde kalmasın diye sizlerle paylaşıyorum. Herkese selamlar, sevgiler…”

Dişli’nin 9 Yıl Ölüm Korkusu Nedeniyle Sakladığım Mektubu

İşte ölüm korkusu nedeniyle 10 yıldır konuşmayan Mehmet Dişli’nin kızı Ahsen Türkmen aracılığıyla bana gönderdiği ve bugüne kadar “onun can güvenliği” endişesiyle beklettiğim mektubunun tam metni:

Sayın Orhan UĞUROĞLU,

Öncelikle, avukatımı aradığınız ve bana böyle bir fırsat verdiğiniz için şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun. Eksik olmayın… Şu koca ülkede bunu sizden başka yapan olmadı.

26 Ağustos 2017 tarihindeki köşe yazınızda, (eski) Genelkurmay Basın Halkla İlişkiler Daire Başkanı (Emekli) Tuğgeneral Ertuğrul Gazi ÖZKÜRKÇÜ’nün veda mesajını yayımlamıştınız. O mesajda bu kişinin şahsıma yönelik bazı ithamları yer almıştı. Tabii benim o günlerde bunlara cevap verecek ne halim ne de mecalim vardı.

Hakkımda binlerce yıllık hapis cezası istenen bir davada, elimde 2500 sayfalık bir iddianame dışında hiçbir belge, doküman, kayıt, rapor, kamera görüntüsü olmaksızın, tek kişilik bir hücrede (tecrit altında), avukat görüşmelerimiz dahi kısıtlanmış bir halde, savunma hazırlamaya çalışıyordum…

23 Eylül 2019 tarihli köşe yazınızda da ağabeyimden bahisle; “darbe girişiminin kilit ismi” olarak gösterildiğimi, “Yurtta Sulh Konseyi (YSK)” üyesi olduğumun belirtildiğini ve “tam 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığımı”… yazdınız.

Son olarak 23 ve 29 Mayıs 2020 tarihlerindeki yazılarınızda, Gelecek Partisi Genel Başkanı Sn. Ahmet DAVUTOĞLU’nun kamuoyuna yaptığı açıklamalara istinaden, şahsıma yönelik bazı isnatlarınız oldu.

Sözü uzatmadan, gündeme getirdiğiniz hususlarla ilgili (tarih sırasına göre) aşağıdaki açıklamaları sizinle paylaşmak isterim.

Sayın UĞUROĞLU,

Bugüne kadar bu ülkede “15 Temmuz”; hep savcıların iddianamelerinde yazdıkları ve “bir kısım” medyanın topluma dayattığı “post-truth” algılar üzerinden tartışıldı. Soruşturma makamları da gerçeği bulmak için gereken güçlükler ya da hakikatin vicdanlara yükleyeceği ağırlıktan kaçarak; kolay olanı, yani “mezkûr medyanın” hazır edip kendilerine sunduğu “gerçek ötesi” şeylere itibar ettiler… Sonunda “FETÖ” denen bir çuvala atıldık.

Orhan Bey, bir süreden beri sizin yazılarınızı takip ediyorum, siz “kimseye eyvallahı olmayan” bu mesleğin “ak saçlılarından” birisiniz. Sizden istirhamım, bir de bu hadiseyi, olayların bire bir görgü tanığı (ve mağdurlarından biri) olan benim ağzımdan dinleyin.

15 Temmuz 2016 gecesi Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar ve Mehmet Dişli Karargahtan Akıncı üssüne götürülmek üzere çıkarılırken Akar şapkasını istiyor ve bir görevli getiriyor. Ölüm Korkusu yaşayan Dişli’nin bana gönderdiği klasördeki görüntü işte budur.

Dilerseniz önce kısaca şu soruyu cevaplandırayım: “Mehmet DİŞLİ 15 Temmuz’un neresindedir?” Efendim ben; 15 Temmuz 2016 itibariyle, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda, Stratejik Dönüşüm Daire Başkanı olarak görev yapmaktaydım.

15 Temmuz 2016 tarihinde, bu son emrettiği “özel” konu ile ilgili bilgi sunmak için Genelkurmay Başkanı Özel Kalem Müdürlüğü’nden randevu talebinde bulundum. Programın yoğun olması nedeniyle gün içinde arz gerçekleşmedi. Saat 20.35’de komuta katından Komutanın müsait olduğu bildirilerek çağrıldım.

Derhal Karargâha gelerek doğrudan komuta katına gitmiş isem de saat 21.00 civarı, Genelkurmay Başkanı’nın makam odasına girmek üzere iken, silahlı kişilerce derdest edilerek, zorla dikte ettirilen bazı hususları, Genelkurmay Başkanı’na iletmem istendi.

Müteakiben; “silah zoru ile” bana yazdırılan bu konuları Sn. Genelkurmay Başkanı’na arz ettiğim esnada, içeri giren kişilerce, Sn. Genelkurmay Başkanı ile birlikte makam odasında gözetim altına alındım.

Saat 23.03’de, Genelkurmay Başkanı ile birlikte, silahlı kişilerin nezaretinde Karargâhtan tahliye edilerek, helikopterle Akıncı Üssü’ne götürüldüm. Akıncı Üssü’ne getirildikten sonra da yine Sn. Genelkurmay Başkanı’nın emirleri doğrultusunda telefon görüşmeleri yaptım. Bu menfur olay süresince Sn. Genelkurmay Başkanı’na bir nevi “Sekretarya” görevi icra ettim.

Darbeci değilim

Orhan Bey; sonuç olarak, gerekçeli kararda yüzlerce ifade ve doküman içerisinde bir tek yerde dahi adı geçmeyen birisinin, “Darbe Girişiminin Ülke Genelindeki Yöneticisi” olduğu kabul edilmesinin izahı olabilir mi? Karargâhtan ayrılma (tahliye) anımıza ait görüntüler (VİDEO-1) her şeyi özetliyor…

Fotoğrafta da çok net bir şekilde görüldüğü üzere “sırtına silah dayanmış” vaziyette mi çıkar? Şu sırtına silah dayanmış kişi, bu hain girişimin “yöneticisi” olmakla suçlanabilir mi?

Ben müktesebatıma, feyz aldığı Harbiye’me, üzerine yemin ettiği sancağıma ve mukaddesatıma ihanet etmedim. ETMEM! DARBECİ DEĞİLİM! Takdir, Yüce Milletindir.

2 Bölüm daha var:

Ölüm Korkusu yaşayan Mehmet Dişli sadece bu mektubu göndermekle kalmadı. Elimde tam 28 klasör ek belge (EK-A’dan EK-F’ye kadar) ve bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmamış 11 adet video görüntüsü var.

YARIN 2. BÖLÜM: Hulusi Akar ile o 12 saatte neler yaşandı? Dişli’nin “Akar’ın emirlerini uyguladım” dediği HTS kayıtları ve kamera görüntüleri ne anlatıyor? Ölüm korkusu sona eren Dişli neler anlatacak?

30 MART PAZARTESİ 3. BÖLÜM: Hulusi Akar’ın eşi ile Mehmet Dişli’nin annesi arasındaki o gizli telefon görüşmesinde neler konuşuldu? “Hulusi Akar Gerçeği” ve kızı Ahsen’in itirafları ile büyük final…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir