BAHÇELİ’NİN TARİHİ ANISI; ERDOĞAN ÖRNEK ALIR MI?

Bahçeli'nin tarihi anısı ve özal- özdağlar yüce divan

Fon hortumlamasını ve AKP içindeki tepkileri konuşmak için aradığım AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’in anlattığı Devlet Bahçeli’nin tarihi anısı ile şok oldum.

Türkeş, “bugüne örnek olacak en çarpıcı olayı Sayın Devlet Bahçeli’nin bana anlatmıştı. 50 yıllık dostluğumuza dayanarak Bahçeli’nin tarihi anısı ilk kez sana anlatıyorum” dedi. Yazabilir miyim diye sordum, “elbette” dedi.

Tuğrul Türkeş, Devlet Bahçeli’nin ağzından tarihi tanıklığı şöyle anlattı:

Bahçeli’nin tarihi anısı

“28 Mayıs 1999–18 Kasım 2002 arasında görev yapan 57. Koalisyon Hükümeti görevdeydi:

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı (DSP) Bülent Ecevit Başbakandı.

Ben, Hüsamettin Özkan ve Mesut Yılmaz ise Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısıydı.

Yurtbank, Sümerbank, Esbank , Yaşarbank ile Egebank’a TMSF tarafındanel konulması için hazırlanan, “çok gizli” damgalı dosyalar yeni kuruduğumuz Bankacılık, düzenleme ve Denetle Kurulu (BDDK) tarafından Başbakan ve Yardımcılarına geldi.

Mevzuata göre bakanlar kurulunda karar alıp hükümet üyeleri olarak imzaları attık ve dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in da onayına arz edilecek hale getirdik.

Ancak Egebank’ın sahibi Cumhurbaşkanımızın öz yeğeni Yahya Murat Demirel’di.

Bakanlar Kurulu sonrası Başbakan Ecevit’in çağrısı ile 3 lider toplandık.

‘Ne yapalım, Demirel’e nasıl izah edelim, kararnameyi kim götürsün ya geri çevirirse ne yaparız’ diye uzun uzun konuştuk.

Sonuçta Hüsamettin Özkan’a bu görevi tevdi ettik.

Hüsamettin beyin dönüşünde başbakanın odasında toplandık, merak içindeydik.

Özkan dedi ki; ‘Beyefendi tek tek okudu, bir saniye tereddüt etmeden, tek soru sormadan, eli titremeden ve ‘hayırlısı olsun’ diyerek onayladı…’ İşte devlet adamlığı budur.”

Merhum Demirel ile aralarında acaba farklı bir diyalog oldu mu diye düşünerek Hüsamettin Özkan’ı aradım ve Bahçeli’nin tarihi anısı konusunda teyit aldım.

Gelelim günümüze

Bebek katili idi önder oldu umut hakkı verilecek erdoğan ve bahçeli tarafından
Erdoğan- bahçeli ittifakı

“Yolsuzluklar, Yoksulluklar, Yasaklar” ile mücadele edeceğiz sözü ile 2002’de iktidar olup Türkiye’yi 147 değişik bakan ve 2 değişik başbakanla yöneten başbakan Cumhurbaşkanı AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’a Bahçeli’nin tarihi anısı örnek alır mı?

Bir hatırlatma da ben yapayım.

“Tüccar bakanlar ve Yüce Divan” başlıklı, 10 Mayıs 2021 tarihli yazımda MHP’nin kurucu lideri Başbuğ Alpaslan Türkeş ve oğlu Tuğrul ile ilgili şu bölüm vardı:

“Başbuğ merhum Alparslan Türkeş Başbakan Yardımcısı olduğunda ben ticaret yapıyor, yurt dışından sağlık malzemeleri ithal edip Sağlık Bakanlığı ihalelerine giriyordum.

Başbakan merhum Süleyman Demirel hükümeti ile yapılan Milliyetçi Cephe koalisyonunda MHP’ye; Ticaret, Gümrük ve Sağlık bakanlıkları verilmişti.

Her üç bakanlık da benim iştigal alanımdı.

Başbuğ beni makamına oturduğu gün yanına çağırarak şunları söyledi:

‘Bak oğlum senin ticareti çok düzgün ve dürüst yaptığını ve çok da büyük işlerin olmadığını biliyorum. Şimdi bu yaptığın ticaret ne kadar dürüst olursa olsun, bir siyasetçi olarak ben devlete sattığın ürünlerin hesabını millete hiç veremem. Senden isteğim tüm ticari faaliyetlerini derhal durdurmandır.’

Emir demiri keser derler, derhal şirket hisselerimi bila bedel devrettim. Bir bakanlığın basın müşavirliğinde asgari kadrodan işe girdim.”

Değerli okurlarım,

Demirel’in diğer yeğeni “hayali mobilya ihracatı” davasının sanığı Yahya Kemal Demirel’dir.

Şimdi takvim yapraklarını bu kez 1976’ya çevirelim.

Başbakan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’tü.

Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisinden oluşan “1. Milliyetçi Cephe Hükümeti” görevdeydi.

Başbakanın yeğeni Yahya Kemal Demirel hakkında, hayali mobilya ihracatı yoluyla devletten haksız vergi iadesi alındığı iddiasıyla soruşturma yürütüldü.

27 Şubat 1976’da hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi. 3 Mart’ta tutuklandı. 23 Mart’ta Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı.

Başbakan Demirel’in yeğeniydi ama bağımsız yargı hiç umursamadı

Mahkeme, 5 Haziran 1980’de 4 yıl hapis cezası verdi.

Başbakanın yeğeni soruşturuldu, tutuklandı, yargılandı ve mahkum oldu.

Erdoğan’ın bakanlarının yolsuzluk, rüşvet, haksız kazanç gibi iddialara muhatap oldular.

Ya istifa ettiler ya görevden alındılar ama hep Erdoğan tarafından affedildiler

Siyaseten Erdoğan affedebilir ama hukuken yargı neden, nasıl affeder?

Suç yapanın yanına kar kalır mı? Kalmalı mı?

Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Turgut Özal dönemlerinde yargıya baskı ya da siyasi yargı kararları asla gündeme gelmedi.

Suç işleyen ister bakan ister akraba hep yargılandılar ve cezalarını çektiler.

Bahçeli’nin tarihi anısı kuşku yok ki gündem yaratır.

Necmettin Erbakan, “Kayıp Trilyon” davasında “özel evrakta sahtecilik” suçundan yargılandığı Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile 6 Mart 2002’de 2 yıl 4 ay hapis cezası aldı ve Yargıtay tarafından onandı.

19 Ağustos 2008’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sürekli hastalık gerekçesiyle kalan cezasını affetti.

Bu af, Milli Görüş’ün affetme alışkanlığının miladı oldu.

Devlet Bakanı İsmail Özdağlar hakkındaki rüşvet iddiasını Günaydın’da haber yapan gazetecilerden biriydim.

Bahçeli'nin tarihi anısı ve özal- özdağlar yüce divan
Bahçeli’nin tarihi anısı ve özal- özdağlar yüce divan

9 Ocak 1985 tarihli haberimde, Özdağlar’ın Özal’a söylediklerini yazdım:

“Hata yaptım… Gencim, pişmanım.”

Özal’ın cevabı:

“İsmail, elimde teyp bandı var. Pazarlık var.”

Özdağlar istifa etti. Bant Adalet Bakanlığına gönderildi. Soruşturma yürütüldü.

Özdağlar, Yüce Divan’da yargılandı ve mahkûm oldu.

Özal, bakanını kurtarmak için yargının önüne geçmedi. Tam tersi oldu Yüce Divan’da bakanı aleyhine tanıklı yaptı.

Değerli okurlarım,

17–25 Aralık döneminin dört bakanı:

Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar ve Ruhsar Pekcan…

Yüce Divan’a sevk edilmediler.

Dönemin başbakanı ve AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi kararı aldıklarını ve AKP meclis gurubunun da bu yönde irade koyduğunu 4 bakana da bu durumu ilettiğini açıklayarak şöyle dedi:

“Oylamadan bir gece evvel bir güç devreye girdi. Ve oylamada bakanların yüce divan yolu kapandı.”

Anlaşıldı ki bu bakanlarErdoğan tarafından affedildiler.

Ve bugün fon hortumlanmasında Fatma Betül Sayan Kaya…

Dosyaları farklı, sorumlulukları farklı. Haklarındaki iddialar farklı ama yasalara göre hakkındaki iddialardan dolayı yargılanmaları gerekir

“Affımı istiyorum” diyerek hukuki sorumluluktan çıkılamaz.

“Affettim” diyerek de yargıdan kaçırılamaz, ama bilin ki bu millet bu hesabı kapatmaz.

Erdoğan’ı da bakanlarını da bu millet asla affetmez…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir