2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle başlayan yeni dönemde, terörle mücadele konsepti köklü bir değişim yaşadı. Devletin en üst kademelerinin “terörün kaynağını kurutmak” adına başlattığı en kritik ve en çok tartışılan hamle, gizli yürütülen oldu.
MİT ve terör örgütü temsilcilerinin Norveç’in başkentinde masa başına oturması, Türkiye’nin terörle mücadelesinde “müzakere” safhasına geçtiğinin ilk somut kanıtıydı.
Bu görüşmelerin ses kayıtları 2011’de sızdığında; Bebek Katili Önder Öcalan isminin ilk kez “muhatap” olarak kabul edilmeye başlandığı gerçeğiyle tüm Türkiye sarsıldı.
Akil insanlar
Oslo sürecinin ardından 2013 yılında resmen başlayan “Çözüm Süreci”, meselenin sadece askeri değil toplumsal bir zemine de taşınması çabasıydı. Bu dönemde kurulan Akil İnsanlar Heyeti, sanatçılardan yazarlara, akademisyenlerden STK temsilcilerine kadar 63 kişiden oluşuyordu. Heyetin görevi, Türkiye’yi bölge bölge gezerek halkı “silahsızlanma ve barış” sürecine ikna etmekti.
O günlerde meydanlarda atılan “barış” sloganları, arka planda Bebek Katili Önder Öcalan için “ev hapsi” veya “özgürlük” tartışmalarını da beraberinde getiriyordu. Devletin en tepesinden gelen “silahlar gömülecek” sözleri, maalesef örgütün bölgeye mühimmat yığınağı yapmasıyla ve “Hendek” olaylarının fitilinin ateşlenmesiyle sonuçlanacak bir sessizlik fırtınasına dönüştü.
Çözüm sürecinin “final sahnesi” olarak planlanan Dolmabahçe Mutabakatı, 28 Şubat 2015 tarihinde Başbakanlık Ofisi’nde gerçekleşti. Hükümet temsilcileri ile HDP heyetinin kameralar karşısına geçerek okuduğu 10 maddelik deklarasyon, cumhuriyet tarihinin en tartışmalı fotoğraflarından biri oldu.
Bu mutabakat, Öcalan’ın PKK’ya “silah bırakma kongresini toplama” çağrısı yapmasını öngörüyordu. Ancak bu tarihi fotoğrafın ömrü çok kısa sürdü; masanın devrilmesiyle Türkiye, 7 Haziran seçimlerine kanlı terör saldırılarının gölgesinde girecekti.
Arşiv Unutmaz: Bahçeli ve Erdoğan Arasındaki Sert Düello
Bugün “Öcalan Meclis’e gelsin” diyen Devlet Bahçeli’nin, o dönemde yürütülen bu müzakerelere karşı tavrı zehir zemberekti. Bahçeli, özellikle Dolmabahçe ve Oslo üzerinden Erdoğan’a karşı Bebek Katili Önder Öcalan tartışmaları kapsamında şu ağır ifadeleri kullanmıştı:

- 2007 Erzurum Mitingi: Erdoğan’a urgan fırlatarak; “Al sana ip, al da as! Asamıyorsan bu ipi al boynuna dola!” çıkışı hafızalara kazındı.
- 2013 Grup Toplantısı: “Sayın Erdoğan, sen İmralı canisiyle neyi pazarlık ediyorsun? Teröristbaşıyla anayasa yazacak kadar mı düştün?”
- “Şerefsiz” Tartışması: Erdoğan’ın “Terör örgütüyle masaya oturduğumuzu söyleyenler şerefsizdir” sözlerine karşılık Bahçeli; “Oturduğunuzu ispat edersek ne yapacaksın?” diyerek sert bir arşiv bırakmıştı.
Bugün kurulan “Cumhur İttifakı”, işte bu ağır hakaretlerin ve “Bebek Katili” suçlamalarının üzerine inşa edilen, siyaset sosyolojisi açısından incelenmesi gereken bir birliktelik olarak durmaktadır.
İnlerine gireceğiz
Müzakere masalarının devrilmesinin ardından Türkiye, “milli güvenlik” paradigmalarına geri döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnlerine gireceğiz” retoriği eşliğinde TSK, sınır ötesinde destansı operasyonlara başladı.
Ancak bu operasyonlar devam ederken 9 Ekim 2019’da ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen o mektup, diplomaside deprem yarattı. Trump, Erdoğan’a hitaben; “Sert bir adam olma. Ahmaklık etme! Seni sonra ararım” diyerek sadece diplomatik nezaketi değil, müttefiklik hukukunu da yerle bir etmişti.
Trump mektubunun ekine, PKK/YPG’nin Suriye kolu lideri Mazlum Kobani’nin mektubunu iliştirerek Türkiye’nin karşısına bir teröristi “müzakereci” olarak çıkarmaya çalışmıştı. Bu aşağılayıcı üslup sonrası başlayan Barış Pınarı Harekatı, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ankara ziyareti sonrası 9. gününde durduruldu.
Baskınlar
Bu dönemde terör örgütü, çözüm süreçlerini ve operasyonları baltalamak için en kanlı yöntemlerine başvurdu. Bebek Katili Önder Öcalan adının geçtiği her masada, bu acı hatıralar milletin yüreğinde kanamaya devam etti:
- Dağlıca Baskını (2007): 12 askerimizin şehit olduğu, 8 askerimizin kaçırıldığı o kara gece.
- Aktütün Karakolu (2008): 17 Mehmetçiğimizin şehit olduğu hain baskın.
- Silvan Saldırıları (2011): Çözüm sürecine ağır darbe vuran 13 şehit haberi.
- Ceylanpınar Suikastı (2015): İki polisin evlerinde uyurken şehit edilmesiyle çözüm süreci resmen sona erdi.
- Beşiktaş Stadı Saldırısı (2016): 47 canımızı (39’u polis) alan hain bombalı saldırı.
Bugün gelinen noktada, dünün “urgan fırlatan” isimlerinin bugün “umut hakkı” üzerinden yeni bir süreci işaret etmesi, Türkiye’nin son 40 yılının en büyük siyasi paradoksudur. Dün “zürriyetsiz” diyerek suçlananlarla, bugün “Terörsüz Türkiye” hedefinde buluşanların arasındaki bu derin dönüşüm, yazı dizimizin 3. bölümünde ele alacağımız “Gelecek Senaryoları”nın da temelini oluşturmaktadır.
İşte akil insanlar heyetinde bulunan isimler:
AKDENİZ BÖLGESİ
- BAŞKAN: RİFAT HİSARCIKLIOĞLU
- BAŞKAN VEKİLİ: LALE MANSUR
- SEKRETER: TARIK ÇELENK
- KADİR İNANIR
- NİHAL BENGİSU KARACA
- ŞÜKRÜ KARATEPE
- MUHSİN KIZILKAYA
- ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN (İHD)
- HÜSEYİN YAYMAN
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
- BAŞKAN: CAN PAKER
- BAŞKAN VEKİLİ: SİBEL ERASLAN
- SEKRETER: AYHAN OGAN
- MAHMUT ARSLAN (HAK-İŞ)
- ABDURRAHMAN DİLİPAK
- İZZETTİN DOĞAN
- ABDURRAHMAN KURT
- ZÜBEYDE TEKER
- MEHMET UÇUM
EGE BÖLGESİ
- BAŞKAN: TARHAN ERDEM
- BAŞKAN VEKİLİ: AVNİ ÖZGÜREL
- SEKRETER: ARZUHAN DOĞAN YALÇINDAĞ
- VEDAT AHSEN COŞAR (TBB) (Yerine Hasan Karakaya eklendi)
- EROL EKİCİ (DİSK)
- HİLAL KAPLAN
- FUAT KEYMAN
- FEHMİ KORU
- BASKIN ORAN
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
- BAŞKAN: YILMAZ ENSAROĞLU
- BAŞKAN VEKİLİ: KEZBAN HATEMİ
- SEKRETER: MEHMET EMİN EKMEN
- MURAT BELGE
- FAZIL HÜSNÜ ERDEM
- YILMAZ ERDOĞAN
- ETYEN MAHÇUPYAN
- LAMİ ÖZGEN (KESK)
- AHMET FARUK ÜNSAL (MAZLUM DER)
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
- BAŞKAN: AHMET TAŞGETİREN
- BAŞKAN VEKİLİ: BERİL DEDEOĞLU
- SEKRETER: CEMAL UŞŞAK
- VAHAP COŞKUN
- DOĞU ERGİL
- EROL GÖKA
- MUSTAFA KUMLU (TÜRK-İŞ)
- FADİME ÖZKAN
- CELALETTİN CAN
Yarın: Bahçeli’nin DEM Parti ile el sıkışmasının perde arkası, “Umut Hakkı” müzakereleri ve Öcalan affedilirse siyaset sahnesinde neler yaşanabilir?
