Diktatörlük bizi sıkıntıya sokar

“Yoksulluk devletin ayıbı” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan

DİKTATÖRLÜK BİZİ SIKINTIYA SOKAR

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan’a cumhurbaşkanlığı seçimini, işsizliği, eğitimi ve yoksulluğu sordum, çarpıcı yanıtlar aldım. Cumhurbaşkanlığı seçimini, “başa baş yarış” olarak değerlendiren Özkan cumhurbaşkanının 2. Turda seçileceğini vurguladı.

Özkan, “Recep Tayyip Erdoğan diyor ki çıraklık, kalfalık, ustalık biz de diyoruz ki şimdi emeklilik dönemi. Bu ülkenin dörtte biri genç emeklidir. Bakıyoruz Amerika’da siyasetçiler iki dönem siyaset yapıyor. Temel sorun şu bugün içinde bulunduğumuz sorunları Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yaratıldı. Erdoğan’a vakit, emeklilik vakti diyoruz”

Soru: Cumhurbaşkanlığı seçiminde şuan nasıl bir tablo var?

Özkan: Başa baş giden bir yarış var. Bu başa baş giden yarışta ikinci tura kalacağımızı düşünüyorum. Sistem ikinci tura kalacağımızı gösteriyor. Elde ettiğimiz anket sonuçları, sokakta gözlemlediğimiz vatandaşlarımız bize ikinci tur için hazırlık yapmamız gerektiğini söylüyor.

Zaten biz de ikinci tur için hazırlanıyoruz. Burada önemli olan yarışın centilmenlikle sürmesidir. Yarışı kazanan ya da kaybeden önemli değil. Bu yarışın sonunda Türkiye kazanmalı. Kaybeden muhalefeti, kazanan iktidarı oluşturacak. Türkiye’nin içine sürüklendiği dar boğazdan çıkmasını sağlayacak politik düşünceleri üretmemiz gerekiyor. Bu tek başına iktidar tarafından üretilirse bunun adına diktatörlük diyoruz, bu bizi olağanüstü sıkıntıya sokar.

Soru: Ne yapmak lazım?

Özkan: Biz bu kararları hep birlikte alırsak umut ve mutluluk dağıtırız, bu bizim için büyük bir kazanç olur. Yani bu gök kubbede ezanın dinmemesi, bayrağın yere inmemesi, hep birlikte kıvançla, umutla yaşamamız vatanın parçalanmaması anlamına gelir.
Bölünmez bütünlük bizim için vazgeçilmezdir. Eğer biz bu gök kubbeyi vatanımız olarak görürsek burada hep beraber yaşamak için gerekli enerjiyi ortaya koyarsak bu seçimi kazanan ve kaybeden olarak görmemeliyiz.

Bugün onlar muhalefet olurlar yarın biz iktidar oluruz. Beş sene sonra da gelir iktidar olur ya da tam tersi olur. Bunun bir önemi yok. Önemli olan hep beraber ülkenin büyümesine, gelişmesine katkı sunabilecek politikalar üretebilmemizdir.

Soru: Türkiye için ne istiyorsunuz?

Özkan: Türkiye bir sıkışmışlık yaşıyor bu sıkışmışlık hem ekonomide hem sosyal hayatta bütün aşamalarda kendini gösteriyor. Bizim bunu çocuklarımız için yapmamız gerekiyor, bu kararları aşmamız gerekiyor. Önümüze çekilecek duvarları aşarak geleceğe doğru ilerlememiz gerekiyor.

Sen ne istiyorsun diye sorulduğunda kendi çocuklarım için ne hayal ediyorsam herkes için de onu hayal ediyorum. Politikada milletvekili olmuş ya da siyasi politik mücadele de varlığını sürdüren bir insan kendi çocuklarını ve diğer çocukları farkı olarak görmemelidir. Çünkü hepsi bizim çocuklarımızdır.

Soru: Eğitim sisteminde çok değişiklikler yapıldı. Bu çocuklarımızı nasıl etkiliyor?

Özkan: Eğitim sistemimizde çok büyük problemler var çocuklarımız yabancı dil öğrenemiyorlar, Türkçeyi öğrenemiyorlar, matematik öğrenemiyorlar, biyoloji öğrenmiyorlar. Bütün uluslararası sınavlarda sonuncuyuz ve çocuklarımız dünya ile yarışamıyorlar. Dünya ile kucaklaşamıyorlar. Bizim çocuklarımızın mutlaka matematik kimya, fizik, biyoloji öğrenmek zorundalar. Bizim çocuklarımıza mutlaka ve mutlak Türkçeyi doğru kullanmayı ve bir yabancı dili mutlaka öğretmeliyiz Bunları öğretemediğimiz gibi matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi dersleri öğretemiyoruz.

Soru: Diplomalı işsizler giderek artıyor, nasıl çözüm düşünüyorsunuz?

Özkan: Türkiye’de yaklaşık 10 milyonu kişi işsiz yaklaşık 3 milyonu üniversite mezunu eğitim görmüş genç insanlar oluşturuyor. Bundan daha büyük bir israf yok. Biz iş garantili eğitim vereceğiz. Okulu bitirdiğinde işi hazır olacak. Bu çocuklar hepimizin serveti bu çocuklar bizim geleceğimiz, bizim zenginliğimizdir. Çocuklarımızı iyi hazırlarsak Türkiye için, dünya için umut veren hale getirirsek hepimiz kazanırız.

Eğitimde yaşadığımız sıkıntılar gerçekten çok korkunç noktada. Ekonomik olarak dolarla, faizle içine düştüğümüz girdap bizi yok edecek. 5 liranın üstüne çıkan doları düşürmek için faizlerin yukarıya çekilmesi, Türkiye’nin olağanüstü faizlerinin giderek borçlanması, yatırımların durması bunun akabinde işsizliğin artması hepsi birer sorun haline geldi.

Ekonomi yüzde 7 büyüyor peki bu işsizlik nedir. Bu insanlar neden sokaktalar, neden işsizler, neden her yerde felaket var. İnsanlarımız dilenci değil ki sadece iş istiyorlar bana iş verin diyorlar. Biz diyoruz ki eğer iktidara gelirsek işsizliği düşüreceğiz. 4 milyon insanımıza iş vereceğiz. Bununla ilgili kararları seçim bildirgemizde açık ve net şekilde yazdık. Bir de nasıl yapacağımızı gösteren tablomuz var. Bu tablo istihdam tablosudur. Bu tabloda diyoruz ki şu yıllarda şu kadar kişiyi iş sahibi yapacağız.

Soru: İşsizlik için CHP’nin çözümü nedir?

Özkan: Buradan insanlarımıza söz veriyoruz. Seçim bildirgemizde de yayınladık ve bir yıl içinde 250.000 kişiyi işe alacağız. Sadece iki projemizde ise 2 milyon kişiye iş sözümüz var. Diğer kısmını da diğer bölümlerimizle halledeceğiz. Problem Türkiye’nin içine düştüğü sarmaldan oraya düşürenlerin çıkarması mümkün değildir. Bu sarmaldan Türkiye’yi bizim iktidarımız yani Cumhuriyet Halk Partisi döneminde kurtarılabiliriz. Eğer biz verdiğimiz sözlerimizi yerine getiremezsek başkaları gelecek. Bunu bir yarış, bir kavga olarak değil, bu değişimi memlekete hizmet olarak görmek gerekir

– Soru: Demokratik Parlamenter Sisteme dönüş için sürecin en hızlı şekilde yapılmasını mı öngörüyorsunuz yoksa ekonomik reformlar olduktan sonra mı olacak?

Özkan: Sistem değişti. Daha katılımcı, daha güçlü parlamenter demokratik sistemi getirmeye çalışacağız. Kuvvetler ayrılığı ve sistemini getireceğiz. Demokratik sistemi daha güçlü bir hale getireceğiz Bütün bunları yapabilmek için bir rehabilitasyon dönemine ihtiyacımız var. Bu bir yıl sürecek kadar zaman demek.

En geç iki yıl içinde yeni sistemin anayasasını üretmemiz gerekiyor. Türkiye’yi yeni anayasa ile İnşa edeceğiz. Burada temel sorun şu eğer biz çağdaş dünya ile kucaklaşacaksak eski sisteme dönmeliyiz. Eğer tek adam sistemi ile devam edersen ister bu Recep Tayyip Erdoğan olsun, ister Muharrem ince olsun aynı kötülüğü yine yaşarız. Sorun iyi kalpli kral bulmakta değil, hukukun egemen olduğu, kurul ve kurumların egemen olduğu bir düzen yaratmaktır.

– Soru: Erdoğan “Büyük Ustalık” dönemi için oy istiyor vatandaştan. Nasıl yorumluyorsunuz?

Özkan: Bu sistemin öyle yetkileri var ki her şeyin üstünde. Biz tek adama bütün yetkiyi devrettik. İşte o kader bizim kadersizliğimiz, biz bu kadersizliğimizi değiştirmek istiyoruz.

Recep Tayyip Erdoğan diyor ki çıraklık, kalfalık, ustalık biz de diyoruz ki şimdi emeklilik dönemi. Bu ülkenin dörtte biri genç emeklidir. Bakıyoruz Amerika’da siyasetçiler iki dönem siyaset yapıyor. Temel sorun şu bugün içinde bulunduğumuz sorunları Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yaratıldı.

Kamu kaynaklarının olanaklarının hak ettiği şekilde yönetilmelidir. Eğer bu sistem saltanat gibi devam ederse bunun altından nasıl çıkarız gerçekten zor. Sarayın bir aylık elektrik harcaması, binlerce işçinin asgari ücret parasıdır.

Soru: Geçim sıkıntısı giderek büyüyor, CHP çözebilecek mi?

Özkan: İktidara gelirken simit hesabı yapıyorduk şimdi yine yapalım. Asgari ücrete şuan 1300 TL para veriyoruz. Eğer ek ilaveler olmazsa. Eğer bir adam 2000 TL maaş alıp Ankara’da yaşıyorsa, 600 TL ev kirası veriyorsa, 400 TL de gidiş gelişe yol parası veriyorsa, elektrik su doğalgaza para verip eline 400-500 TL para kalıyorsa bu adam nasıl geçinebilir. Bu adam bir gömlek, bir pantolon ya da bir takım elbise alsa parası biter. Bu adam sinemaya gitmeyecek mi, kitap okumayacak mı, Bu adam hiç gezmeyecek mi? Böyle bir durum olabilir mi? Böyle bir yaşamı kendi vatandaşımıza nasıl önerebiliriz, biz bu sorunlarını hepsini çözeceğiz.

Yoksulluk ayıp utanılacak bir şey değil. Bu devletin ayıbıdır. Sen bu insanlara iş verip çalıştıracaksın ve emeğinin karşılığını da aslanlar gibi vereceksin. Sen iş verdiğin kişiye hakkını vermiyorsun. iş vermediğini zaten dışlıyorsun. Biz gelir adaleti istiyoruz. İnsanlar emeğinin karşılığını alamıyor. Herkes para kazanacak ama birbirini emerek,sömürerek değil adaletçe kazanacak o yüzden adalet istiyoruz..