Memur ve emeklilerin gözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’da
Erdoğan oku bak, Silindir Özal’ı nasıl ezdi?
Emekli ve memur maaşları için tarihsel uyarı
Yıl sonu geldi, yılbaşı sonrası 5 Ocak 2026’da TÜİK tarafından açıklanacak 2025 yılı enflasyonu belli oldu.
İşçi temsilcilerinin olmadığı iktidar-işveren ortaklığında asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlendi.
Sırada memur ve emeklilere TÜİK rakamlarına göre otomatik hesaplanacak zam oranı var.
Milyonların beklediği TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 0.89, yıllık enflasyon yüzde 39.89 oldu.
İki ay üst üste enflasyon yüzde 1’in altında açıklanırken, 5 yıl 4 ay sonra bir ilk yaşandı. Emekli ve memur maaş zammı ile Ocak 2026 kira artış oranı da belli oldu.
SSK ve Bağ-Kur emekliliklerinin aldığı zam oranı kadar artış beklenirken, yüzde 12,20’lik artış ile en düşük emekli maaşının 18.937 TL olacak.
Memur ve emeklileri bu hesaplamalar doğrultusunda yüzde 6,85 enflasyon farkına 8.Dönem Toplu sözleşmesi ile belirlenen yüzde 11 ilave edilmesi halinde toplam yüzde 18,61 zam alacaklar.
Otomatik hesaplama yeter mi, yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “refah payı” olarak ekstra bir artış yapar mı?
Günaydın Gazetesi’nin manşetine taşıdığı, dönemin Başbakanı Turgut Özal’a ait bu sözü hala akıllarda.
Ekonomiyle sandık arasında, TÜİK verileri ile başbakan Özal’ın kurduğu bağın ibretlik belgesi arşivde hâlâ duruyor:
“Maaşları istersek 10 kat artırırız…”
Özal, bu sözün devamında ise şunu söylüyordu:
“Ama o zaman işçi ve memura iyilik değil, kötülük yapmış oluruz.”

Özal’ın itirazı ekonomikti ama sonucu siyasi oldu.
Enflasyonu, bütçe disiplinini, kamu maliyesini gerekçe gösteriyordu.
Siyaset, sadece matematik hesaplarla yapılamazdı.
Sandık, er ya da geç bu matematiksel zamların hesabı soruyordu ve sordu.
Ancak, Özal hükümeti bu yaklaşımını sürdürdü.
Memur ve emekli maaşları reel olarak eridi.
Hayat pahalılığı arttı.
Sabit gelirli kesimler geçim sıkıntısını her gün daha ağır hissetmeye başladı.

İşte Özal ile yaptığım söyleşinin fotoğrafı.
Sonuç sandıkta geldi.
26 Mart 1989 yerel seçimleri, Türkiye siyasi tarihinde bir kırılma noktası oldu.
TBMM’de tek başına iktidarda olan ANAP, Turgut Özal’ın kurduğu siyasi mirasa rağmen ağır bir yenilgi aldı.
26 Mart 1989 Türkiye geneli yerel seçim sonuçları şöyleydi:
- Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP): Yüzde: 28,69
- Doğru Yol Partisi (DYP): Yüzde: 25,13
- Anavatan Partisi (ANAP): Yüzde: 21,80
- Refah Partisi (RP): Yüzde: 9,80
- Demokratik Sol Parti (DSP): Yüzde: 9,03
5 Büyükşehir’in seçim sonucu şöyle oldu:
İstanbul
Kazanan: Nurettin Sözen – SHP – Yüzde: 35,95
Kaybeden: Bedrettin Dalan – ANAP – Yüzde: 26,12
Ankara
Kazanan: Murat Karayalçın – SHP – Yüzde: 39,0
Kaybeden: Mehmet Altınsoy – ANAP – Yüzde: 31,9
İzmir
Kazanan: Yüksel Çakmur – SHP – Yüzde: 52,4
Kaybeden: Burhan Özfatura – ANAP – Yüzde: 24,29
Adana
Kazanan: Selahattin Çolak – SHP – Yüzde: 35,6
Kaybeden: Ali Şen – ANAP – Yüzde: 27,2
Üçüncü: Aytaç Durak – DYP – Yüzde: 22,9
Antalya
Kazanan: Hasan Subaşı – SHP – Yüzde: 49,1
Kaybeden: Hüsnü Karakaş – ANAP – Yüzde: 27,4
İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyük şehirlerin tamamı el değiştirdi.
ANAP, iktidarda olmasına rağmen üçüncü sıraya düştü.
Genel tablo ise ANAVATAN Partisi açısından şöyle oluştu:
1984 Yerel Seçimleri Sonrası
- İl belediyesi sayısı: 56
- İlçe belediyesi sayısı: 372
- Toplam belediye sayısı: 428
1989 Yerel Seçimleri Sonrası
- İl belediyesi sayısı: 8
- İlçe belediyesi sayısı: 166
- Toplam belediye sayısı: 174
Toplam tablo:
- Kaybedilen il belediyesi sayısı: 48
- Kaybedilen ilçe belediyesi sayısı: 206
- Toplam kaybedilen belediye sayısı: 254
Bu tabloyu en çarpıcı şekilde özetleyen değerlendirme ise dönemin Adalet Bakanı Oltan Sungurlu’dan seçim gecesi geldi.
Sungurlu, sabaha karşı ANAP genel merkezinde merhum genel başkan yardımcısı Mustafa Taşar’ın getirttiği lahmacunları gazetecilerle birlikte yerken seçim sonuçlarını şöyle değerlendirirdi:
“Seçim sonuçları adeta üzerimizden silindir gibi geçti.”
Bu cümle, ekonomik çöküşe yol açan ANAP iktidarının ve Özal’ın ekonomik kararlarının sandıkta yerle bir edildiğinin açık itirafı oldu.
Ekonomide yapılan tercihler, memur ve emeklinin alım gücündeki kayıplar, sandıkta gecikmeli ama sert bir yanıt buldu.
Yaşanan yüksek enflasyon ve düşük tutulan TÜİK verileri karşısında emekli ve çalışanların gelirlerinin düşmesi çok önemli etken oldu.
Ancak bir diğer siyasi gerçek de vardı.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası yapılan ve halk oylaması ile kabul edilen 1982 Anayasasının Geçici 4. Maddesi
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş’e 10 yıl siyasi yasak getiriyordu.
Ekonomik kriz öyle artmıştı ki illerde toplanan kalabalıklar, “Kurtar bizi Baba” diye siyasi yasaklı Süleyman Demirel’e çağrı yapıyorlardı.
Bu baskıya dayanamayan Özal yasakların kaldırılması için anayasa değişikliği yaparak halkoyuna sundu.
6 Eylül 1987 Halk Oylamasında, “siyasi yasaklar kalksın mı?” sorusuna şu sonuç çıktı: Evet: %50,16. Hayır: %49,84.
Sadece 75 bin “Evet” oyuyla yasaklar kalktı.
Süleyman Demirel, 24 Eylül 1987’de Doğru Yol Partisi Genel Başkanı oldu.
Bülent Ecevit, 13 Eylül 1987’de Demokratik Sol Parti Genel Başkanı oldu.
Necmettin Erbakan, 11 Ekim 1987’de Refah Partisi Genel Başkanı oldu.
Alparslan Türkeş, 6 Kasım 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi, 24 Ocak 1993’te Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı oldu.
Turgut Özal’ın önderliğindeki alternatifsiz ANAP’ı 1989 seçimlerinde “eski tüfekler” denilen rakipleri Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş daha ilk seçimde avladılar.
Bu yenilgi sonrası 31 Ekim 1989’da Turgut Özal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989’da göreve başladı.
Genel Başkanlık ve başbakanlıktan ayrılan Özal, ANAP’a merhum Yıldırım Akbulut’u aday gösterip seçtirdi.
17 Nisan 1993’te de hayatını kaybetti.
Özal sonrası Mesut Yılmaz liderliğinde bir süre daha siyaset yapan ANAP, 2000’li yıllara gelindiğinde siyasi etkisini büyük ölçüde yitirdi.
20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinin şu sonucu karşısında ANAP’ın 8 yıllık tek başına iktidarı sona erdi.
Doğru Yol Partisi (DYP): Yüzde 27,03
Anavatan Partisi (ANAP): Yüzde 24,01
Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP): Yüzde 20,75
Refah Partisi (RP): Yüzde 16,88
Demokratik Sol Parti (DSP): Yüzde 10,75
Süleyman Demirel Başbakan, Erdal İnönü Başbakan yardımcısı oldu.
1989’da silindirin ezdiği Anavatan Partisi iktidarı da domino etkisi gibi peş peşe yıkıldı.
Bugün takvimler 2025’in sonunu gösteriyor.
2026’nın ilk günlerine hazırlanırken Ocak 2026’da memur ve emeklilere verilecek zam oranları tartışılıyor.
Açıklanan enflasyon oranları ile çarşı-pazar gerçeği arasındaki fark herkesin malumu.
Sabit gelirli milyonlar, yine “denge”, “bütçe”, “fedakârlık” çağrılarıyla karşı karşıya.
Türkiye, 1989’un dersini unutacak bir ülke değil.
Memur ve emeklinin kaybı görmezden gelinirse, sandık bu faturayı mutlaka kesiyor.
Özal döneminde “maaşları artırmak çalışanlara kötülük olur” denildi.
Millet Özal’ı “silindir” gibi ezerek cevabını seçimlerde verdi.
Ocak 2026’da memur ve emeklilere açıklanacak zam oranları, tesirini 2027 ya da 2028’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde gösterecek.
Unutulmamalıdır:
Ekonomi rakamlarla, siyaset ise insanlarla yapılır.
Ve millet sandık önüne geldiğinde, çektiği açlık ve yoksulluğu asla unutmaz.
