FEYZİOĞLU VE ADALET DERSİ – 3
DOKUNULMAZLIĞIN SEBEBİ
YARGIYA GÜVENSİZLİKTİR
Soru: CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Feyzioğlu: İki temel başlıkta incelemek arzusundayım. Olayları siyah beyaz diye kalın çizgilerle ayırmak yerine, biraz geçmişine bakalım.
Bu iş ne zaman başladı? Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla. İlk bunu ele alalım. Orada ne yapılabilirdi ve ne yapıldı. Sonra işi bugüne taşıyalım…
Dokunulmazlık meselesi: Türkiye’nin milletvekili dokunulmazlığıyla tanışması 1961’de oldu. Geçmişten gelen bir sebebi var. Meclis’te iktidar partisi tahkikat komisyonu kurmuştu ve tahkikat komisyonları eliyle muhalefet partisi vekillerini soruşturma ve tutuklama aşamasına getirmeye başlamıştı.
1961 anayasası milletvekillerine yasama dokunulmazlığı tanımak suretiyle milletvekillerinin iktidarın baskısı altında hareket etmek zorunda olmasını engellemeye kaldırmaya gayret etti. Milletvekili tutuklanma tehdidiyle rahat konuşamaz, rahat konuşsun, rahat davransın, milleti temsil etme görevini daha korkusuz yerine getirsin mantığıyla yola çıkıldı…
Milletvekilini yargılayan mahkemeye yüzde 100 bir güven olsa, dokunulmazlığa ihtiyaç yok. Milletvekili olan, milletvekili olmayan… Bizim birbirimizden ne farkımız var… Hepimiz mahkeme huzurunda eşit muamele görmek istiyoruz, hepimiz güvende hissetmek istiyoruz kendimizi.
Soru: Güvende hissetmek ne demek?
Feyzioğlu: Suç işlemediyse, eminsen kendinden, o mahkemenin seni tutuklamayacağını, mahkum etmeyeceğini, ceza almayacağını bilmektir. Ama kendinden emin olmak yetmiyor, mahkemenin emir komuta ile hareket etmeyeceğinden de emin olmak gerekiyor. Bir insan hayatı boyunca suç işlemeyeceğinin garantisini verebilir, bu sözü yerine de getirebilir ama hiçbir fani bir gün bir suçla suçlanmayacağının garantisini veremez… O zaman bir suçla suçlanan kişi, suçsuz olduğunu biliyorsa, onun için en büyük güvence, yargının tarafsız bağımsız kimseden talimat almadan hareket edeceğini bilmektir.
Milletvekilinin tutuklanmasını, yargılanmasını, gözaltına alınmasını, üstünün aranmasını engelleyen yasama dokunulmazlığının varlık sebebi nedir? Türkiye’de savcının, mahkemenin ve savcının talimatıyla hareket eden polisin, siyasi iktidarın talimatı ile hareket edebileceği endişesidir.
Soru: Hakim, Savcı ve Polis iktidar emri ile mi hareket eder?
Feyzioğlu: Hiç kimsenin etkisiyle hareket etmeyeceğini bilsek, milletvekilinin bir başka kişiye göre dokunulmazlığa ihtiyacı yoktur. O zaman göğsümüzü gere gere deriz ki; Türkiye’de ne vatandaş Ali’ye ne de milletvekili Veli’ye iktidarın talimatıyla hiç kimse el süremez. Türkiye’de polis, savcının talimatıyla hareket eder, savcı kitaba göre hareket eder, hakim de kitap ne diyorsa onu uygular. Hiç kimsenin emri, talimatı, telkini, tavsiyesi, korkutması, yönlendirmesiyle Türkiye’de savcı, polis, hakim hareket etmez. Bunu diyebiliyorsak o zaman milletvekilinin yasama dokunulmazlığına ihtiyaç yoktur, vatandaş Ali Bey gibi milletvekili Veli Bey’de tutuklanabilsin, soruşturulabilsin, evi aranabilsin, üstü aranabilsin…
Ama gerçek şu: Biz hakimi ve savcıyı kimsenin emir talimat veremeyeceği bir sistemde güvence altına alamadığımız için bari demişiz ki, milletvekilleri iktidardan talimatla kendilerinin tutuklanabileceği korkusu taşımaksızın yasama görevi yapsınlar. Hiç olmazsa milletvekili serbest olsun ki vatandaşın hakkını tutuklanma korkusu olmaksızın, gözaltına alınma korkusu olmaksızın, bir güvenceye sahip olmadan yargılanma korkusu olmaksızın vatandaşın hakkını savunabilsin, Türkiye’yi ilgilendiren, vatandaşı ilgilendiren konularda söz söyleyebilsin demişiz. Ama eşelediğinizde altında, yargının bağımsız ve tarafsız hareket edeceğine duyulan sisteme ilişkin bir endişe var.
Dokunulmazlık Milletvekillerini neden koruyor?
Feyzioğlu: Seçimlerde konu gündeme taşındıkça hep bunu düşündüm. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sistem açısından sağlamadıkça milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması muhalefet partilerinin milletvekillerini tutuklanabilir hale getiriyor. Bu dokunulmazlığın kaldırılmasının ilk kurbanları muhalefet partileri milletvekilleri olur. Çünkü yasama dokunulmazlığının varlık sebebi iktidar partisi milletvekillerini korumak değildir. Muhalefet partisi milletvekillerini siyasi iktidarın müdahalesine açık olan yargının keyfi işlemine karşı korumaktır. Yargıyı etkileyerek sopası gibi kullanan siyasi iktidara karşı kullanıyorsunuz. O halde bir muhalefet partisinin dokunulmazlıklar kaldırılasına ön ayak olması iktidar beni sopalasın diye bağırmasıdır.
Dokunulmazlıkların varlık sebebi yargıya duyulan güvensizliktir aslında. Yargıya güvensiz olan sadece milletvekilleri olamaz. Hiç kuşkusuz yargıya vatandaşların tamamının güvenmesi gerekir. Milletvekili veya vatandaş ayrımı yapmak doğru değil. Dokunulmazlığı niçin sistemde muhafaza ediyoruz? Çünkü hakimin, savcının ve savcının talimatıyla hareket etmesi gereken polisin, siyasi iktidarın talimatıyla hareket edebileceğine dair kaygı var.
Soru: Hakim ve savcılar yasalara ve vicdanlarına göre karar veremezler mi? Siyasi baskılardan kurtulamazlar mı?
Feyzioğlu: Sistemde buna açık var. Hele hele 16 Nisan’dan sonra oluşan HSK’nın yapısı iyice açmış durumda bu yetkiyi. Dolayısıyla bir hakimin ya da savcının emir ya da talimatla değil, kitapta yazana göre vicdanına uygun hareket etmesinin güvencesi sistem olmaktan çıkmış o hakim ve savcının cesaretine, ahlakına ve vicdanına kalmış durumda. Oysa bir hukuk devleti en korkak, en çekingen hakimin ve savcının bile korkusuzca kanunda yazanı herkese eşit uygulanmasını sağlamak olmalı. Eğer bu olmaz da cesarete terk edilirse hukukun uygulanması burada bir güvencesi kalmaz insanın. Siyasete teslim edildiği için cesarete kalıyor. Kaç kişiden bu cesareti bekleyebilirsiniz?
Neticede görüntü müdahaleye sistemin izin verdiği şeklinde. Buna karşı Anayasa, yargıyı herkesi güvence altına düzenlemek yerine bari milletvekillerini güvence altına alalım şeklinde bir yol tercih etmiştir. Yargının siyasi iktidarın müdahalesine açık olduğu bir devlette, yasama dokunulmazlığı kurumu, muhalefetin milletvekillerini siyasi iktidara karşı korur. Yargıyı talimatlandırarak kendi sopası gibi kullanmaya kalkan siyasi iktidara karşı…
