Siyasi İntikam

Nazan başelli 44 yıllık zabıta müdürü 338 gün sonra tahliye edildi

“Hukuki değil siyasi intikam” tartışmaları, İBB davasında verilen son tahliye kararlarıyla yeniden alevlendi. 338 gün boyunca haklarında açık suçlama olmayan 18 tutuklu tahliye edildi.

Hukuki Değil Siyasi İntikam Tartışması Derinleşiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında 15’inci celsede verilen tahliye kararları, sadece bir yargı sürecinin ara gelişmesi olarak değil, Türkiye’de hukuk sisteminin işleyişine dair ciddi soru işaretlerinin yeniden gündeme gelmesi olarak değerlendiriliyor.

Mahkeme heyetinin oybirliğiyle 18 kişi hakkında tahliye kararı vermesi, özellikle uzun süredir tutuklu bulunan isimler açısından kritik bir dönüm noktası oldu.

Bu tahliyeler arasında en dikkat çeken isimlerden biri, 44 yıllık kamu görevlisi olan Nazan Başelli oldu. 338 gün boyunca cezaevinde kalan Başelli hakkında hazırlanan iddianamede açık bir suçlamanın yer almaması, tartışmanın merkezine oturdu.

Başelli’nin avukatı tarafından dile getirilen “iddianamede suç yok” vurgusu, yalnızca bir savunma argümanı değil, aynı zamanda yargı sürecinin niteliğine ilişkin ciddi bir iddia olarak kayıtlara geçti.

338 Günlük Tutukluluk ve Cevapsız Sorular

Bir hukuk devletinde tutukluluk, istisnai bir tedbir olarak kabul edilir. Ancak bu davada ortaya çıkan tablo, bu ilkenin ne ölçüde uygulandığı sorusunu gündeme taşıyor.

Nazan Başelli’nin yanı sıra farklı görevlerde bulunan çok sayıda kişinin aylarca Ekrem İmamoğlu ve İBB davasında tutuklu kalması, ardından toplu tahliye kararlarının gelmesi, “hukuki değil siyasi intikam” eleştirilerini güçlendirdi.

Daha da dikkat çekici olan ise, mahkemenin yalnızca savcılığın talep ettiği isimlerle sınırlı kalmayarak 18 kişi hakkında daha tahliye kararı vermesi oldu. Bu durum, dosya kapsamındaki değerlendirmelerin baştan beri neden yapılmadığı sorusunu beraberinde getirdi.

TRT Neden Yayınlamadı?

Bu süreçte kamuoyunun en çok tartıştığı başlıklardan biri de davaların şeffaflığı oldu. Türkiye’de daha önce kamuoyunu yakından ilgilendiren bazı davaların canlı yayınlanması gündemde.

İBB davasının TRT ekranlarından yayınlanmamasının nedeni anlaşıldı. Suçsuz ama tutukluların durumu canlı yayınlansaydı Türk Milleri gerçekleri görecekti.

Nedir bu gerçekler derseniz en önde geleni tek bir suçu olmayanların 18 ay tutukluluğudur.

Açılan davaların hukuki değil siyasi olduğunu Türk Milleti anlayacaktı.

Siyasi bir kumpas olduğu TRT ekranlarından Türk Milletine duyurulacaktı.

Siyasi intikam tartışması i̇bb davasında 18 kişinin tahliyesi ile şiddetlendi
Siyasi intikam tartışması i̇bb davasında 18 kişinin tahliyesi ile şiddetlendi

Eğer süreç tamamen hukuki bir zeminde ilerliyorsa, bu şeffaflıktan neden kaçınıldı?

Bugün ortaya çıkan tablo, bu sorunun daha güçlü şekilde sorulmasına neden oluyor. Çünkü tahliye edilen isimler arasında, iddianamede somut suçlama bulunmayan kişilerin yer alması, sürecin başından itibaren tartışmalı olduğunu gösteriyor.

Hukuki Değil Siyasi İntikam mı?

Tam da bu noktada tartışmanın odağında yer alan soru netleşiyor: Bu dava gerçekten bir hukuk süreci mi, yoksa siyasi intikam mı?

Tahliye edilen isimler arasında belediye bürokratları, çalışanlar ve farklı görevlerde bulunan kişiler yer alırken, hiçbir belediye başkanı hakkında tahliye kararı verilmemesi dikkat çekti. Bu durum, yargılamanın kapsamı ve hedefi konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

2352 yıl hapsi istenen ekrem i̇mamoğlu mahkeme salonda dilek hanımla elele
hukuki yargılama mı siyasi intikam mı?
2352 yıl hapsi istenen ekrem i̇mamoğlu hukuki yargılama mı siyasi intikam mı?

Özellikle uzun yıllar farklı yönetimlerde görev yapmış bürokratların da sürece dahil edilmesi, davanın yalnızca belirli bir döneme değil, daha geniş bir siyasi intikam bağlama oturtulduğu iddialarını güçlendirdi.

Yargı Sürecinde Güven Krizi

Türkiye’de yargıya olan güven, son yıllarda en çok tartışılan başlıklardan biri haline geldi. Bu dava özelinde ortaya çıkan gelişmeler ise bu tartışmayı daha da derinleştiriyor.

Bir yanda aylar süren tutukluluk, diğer yanda tahliye sonrası ortaya çıkan “suçlama yok” gerçeği…

Bu tablo, yalnızca bireysel mağduriyetler üzerinden değil, sistemin bütününe yönelik bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.

Hukuk sisteminin en temel ilkelerinden biri olan “masumiyet karinesi”, bu tür süreçlerde en çok hatırlatılması gereken kavramların başında geliyor. Ancak yaşananlar, bu ilkenin ne ölçüde korunduğu sorusunu da gündeme getiriyor.

Tahliyeler Ne Anlama Geliyor?

Mahkemenin verdiği tahliye kararları, teknik olarak bir ara karar niteliği taşıyor. Ancak kamuoyu açısından bu kararların anlamı çok daha derin. Bunlar açıkça siyasi intikam…

Çünkü bu tahliyeler, aynı zamanda sürecin başından itibaren yapılan işlemlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

338 gün sonra gelen özgürlük, elbette önemli. Ancak bu sürenin neden yaşandığı sorusu, tahliye kararlarından çok daha büyük bir tartışmayı işaret ediyor.

Sonuç: Geciken Adalet mi, Açığa Çıkan Gerçek mi?

İBB davasında yaşanan gelişmeler, Türkiye’de hukuk ve siyaset ilişkisini yeniden tartışmaya açtı. Tahliye kararlarıyla birlikte ortaya çıkan tablo, yalnızca bir dava sürecinin değil, aynı zamanda bir sistemin işleyişinin sorgulanmasına neden oluyor.

“Hukuki değil siyasi intikam” eleştirileri, artık sadece bir siyasi intikam söylemi değil; yaşanan somut gelişmelerle birlikte daha güçlü bir tartışma alanına dönüşmüş durumda.

Bugün tahliye edilenler özgürlüklerine kavuşmuş olabilir. Ancak geride kalan sorular hâlâ yanıt bekliyor.

Ve belki de en kritik soru şu:
Eğer bu süreç başından beri gerçekten hukuki olsaydı, “hukuki değil siyasi intikam” tartışması bugün bu kadar güçlü şekilde gündemde olur muydu?

Bursa’da siyasi intikam yapanlara dev tepki

CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 31 Mart’ta Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Nilüfer ilçesinde belediye başkanlığı yaptığı döneme ilişkin ‘Usulsüzlük’ ve ‘Rüşvet’ iddiasıyla eşi, kızı ve kardeşlerinin de aralarında olduğu 57 kişi ile birlikte gözaltına alındı.

Başkan Bozbey ve gözaltına alınan isimlerin adliyedeki işlemleri sürerken CHP yönetimi “Bursa iradesine sahip çıkıyor!” sloganıyla Bursa’da miting yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasında Erdoğan’a sert şekilde yüklendi:

Bir yıl geçti, bir kuşatmanın altındayız. Bir kumpasla karşı karşıyayız ve darbecilere karşı adalet ve demokrasi mücadelesinin içerisindeyiz. Sizlerle daha önce ‘Bursa İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginde bir araya geldiğimizde İstanbul’un iradesine sahip çıkıyorduk.

Darbeciler ve siyasi intikam

Hep beraber Cumhurbaşkanı adayımıza, bir sonraki Cumhurbaşkanımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşüne sahip çıkıyorduk. Darbeciler durmadılar, yorulmadılar, milletin tepkisini duymadılar, utanmadılar ve darbeyi yurt sathına yaymakta hiç tereddüt etmediler.

Antalya’ya, Adana’ya, Adıyaman‘a ve yurdun çeşitli bölgelerine bu darbeyi ulaştırmaya, bu darbeyle, bu darbe girişimiyle beraber sürekli insanları korkutmaya, sindirmeye çalıştılar. Sıra şimdi Bursa’ya, Bursa’nın iradesine geldi.

Özgür özel mitinglerde siyasi intikam vurgusu yapıyor
Siyasi i̇ntikam 6

Biz bugün bu tarihi kente sizlerin, seçtiğine sahip çıkarken, kim kimsenin hakkını yemeyen Bursa’nın hakkını yedirmeme iradesine de destek olmaya geldik. Bugün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey gözaltındadır. Yarın sabah saatlerinde dördüncü gün dolacaktır.

Kendisi görev yaptığı bu son dönemle, büyükşehirdeki dönemle ilgili değil; arada beş yıl aday olarak çalıştığı, çırpındığı dönem de varken yedi yıl öncesinden bir iftira, bir kumpas kurularak Bursa’nın iradesine el uzatanlar Mustafa Bozbey‘i bugün, dördüncü gün emniyette tutuyorlar.

20 saat süren acımasız, işkenceye varan bir sorguyla onu yormaya, teslim almaya; 20 saat boyunca ifade alarak ona bir takım çelişkiler, yanlışlar yaptırmaya ve adeta yorgunluğundan istifade ederek ona kumpas kurmaya çalışıyorlar. Buradan sonra da savcılık aşaması ve daha sonra ki umuyoruz olmaz ama mahkeme aşaması olacak.

“BOZBEY BU AKŞAM AK PARTİ‘YE KATILMAYI KABUL ETSE”

Günlerce uykusuz bırakılan, rahatsız edilen ve bir şekilde işkenceyle ona ifade sırasında hata yaptırmaya çalışanların ellerindeki bilgiye, ihbara güvenmedikleri; o iftiranın, iftiracıların ne olduğunu bildikleri çok açık. Peki bunu niye yapıyorlar?

İki yıllık büyükşehir döneminde sürekli ‘Mustafa Bozbey AK Parti’ye geçecek’ diye söylentiler yaydılar. Her seferinde reddetti. Sürekli kendisine hakkında operasyon yapılacağına ilişkin bilgiler ulaştırdılar, huzurunu bozdular. Sonra gelip ‘Ya AK Parti‘ye katılacaksın, ya hapse atılacaksın’ dediler.

Bugün Mustafa Bozbey göz altındaysa bunun sebebi AK Parti’den gelen tehditlere boyun eğmemiş olmasıdır. Şantaja teslim olmamış olması ve Aydın’daki sözde topuklu, ‘topuklayan efe’ gibi gidip de AK Parti‘ye sığınmamış olmasıdır. Buradan vicdanı olan bütün Bursalılara soruyorum. Mustafa Bozbey çağırdıklarında AK Parti’ye gitseydi, tehdit edildiğinde korksaydı, sinseydi ve kendisine güvenmeseydi bugün bu halde olur muydu?

İddia ediyorum; Mustafa Bozbey bu akşam AK Parti‘ye katılmayı kabul etse bir anda bütün iş değişir; savcının tutumu değişir, kararlar değişir ve bir anda Mustafa Bozbey’in suçsuz olduğu, iftiracıların yalan söylediği kabul edilir. Bir anda Mustafa Bozbey özgürlüğüne kavuşur. Bu yalana, baskıya teslim olmayan ve bu darbecilerin oyunlarına gelmeyen, onlara boynunu teslim olmayan Mustafa Bozbey‘in sonuna kadar arkasındayız.

Erdoğan’a; Cuntacısın

Dertleri sandıkta alamadığı belediyeyi hakimle, savcıyla almak. Bursa bu kumpası görüyor, yapılanı görüyor. Bursalılnın vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyorlar. İşte rezaletin fotoğrafı budur. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Cuntacısın, darbe başısın dendiğinde kızıyorsun. Bu yapılan nedir? Bugün Bursa’da belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın.

Mhp lideri devlet bahçeli, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan
Mhp lideri devlet bahçeli, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan

Didik didik incelediniz hiçbir şey bulamadınız, bula bula bir iftiracı buldunuz, bir vakıf üzerinde kumpas kurdunuz. Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez. Günü gelince bu hesabı Bursa’ya verirsin. Erdoğan’a söylüyorum belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği bir isim oldu. Yani millet bir şey diyor sen başka bir şey diyorsun.

Sandıkta alamadığın belediyeyi savcıyla almak, hakimle almak

“Burası Bursa ve burada Mustafa Bozbey yüzde 47 oy aldı geçtiğimiz seçimlerde. Yüzde 30’lu oylarla bütün partiler baraj altı kalmışken iktidara gelen, tek başına iktidarı bulan, o günden bugüne de iktidarda olanlara soruyorum.

Üç kişiden bir kişinin oyuyla geldiniz, memlekette yıllarca iktidar oldunuz. İki kişiden birinin oyunu almış, memnuniyet anketlerinde yüzde 65’lere kadar tırmanmış, yaptığı hizmetlerle Bursa’nın gönlüne girmiş, oy vereni pişman etmemiş, vermeyeni pişman etmiş olan birisini bu dönemine değil de yedi yıl önceden o güne dair bir iftiracıyla içeri atmak ve hapsetmek, sonra meclis çoğunluğuyla 31 Mart 2024 günü alamadığın belediyeyi yani sandıkta alamadığın belediyeyi savcıyla almak, hakimle almak…

Zorbalık

Yazıklar olsun sizin demokrasi anlayışınıza. Bursa bu kumpası görüyor mu? Yapılan siyasi intikamı görüyor musunuz? İşte karşınızda geçmişte hapse girince o mağduriyeti tepe tepe kullanan, aslında geçmişte bir gün bile gözaltına alınmayan, nezarette tutulmayan, tutuklu yargılanmayan, cezası birinci kademede görülünce bile görevinde tutulup Yargıtay‘da kesinleşince telefonla hapishaneye davet edilen birisi bugün daha üzerinde yedi yıl öncesinden bir iftiracının iddiasıyla onu tutuklamaya ve meclisteki çoğunluğuyla belediye başkanlığını el ele almaya, Bursalının vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyorum.

İşte rezaletin fotoğrafı budur.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. ‘Cuntacısın, cunta başısın, darbecisin’ denince kızıyorsun. Bu yapılan nedir? Bugün cümle alem biliyor ki eğer buradan belediye seçimlerinde belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın. 31 Mart Yerel Seçiminde ikinci parti olmanın siyasi intikamını alıyorsun

Didik didik yapıldı son iki yıl, hiçbir şey bulunmadı. Yedi yıl öncesindeki beş yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi didik didik incelendi, hiçbir şey bulunmadı. Buluna buluna bir iftiracı bulundu. Bir vakıf üzerinden siyasi intikam kumpası kuruldu. Şimdi Bozbey hapishaneye, AK Parti Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne…

MİLLET HADDİNİ BİLDİRİR

“Buradan açıkça söylüyorum. Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez, bu millet iradesini teslim etmez. Kısa sürede bir sonuç alırsın ama günü gelince bu siyasi intikamın hesabını Bursa’ya verirsin. Bunun kurtuluşu yoktur. Erdoğan’a söylüyorum.

Burada belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği, inandığı, tercih ettiği bir isim oldu.

Öyle olunca millet bir şey diyor, sen başka bir şey diyorsun. Millet ‘Kararım budur’ diyor, sen ona direniyorsun. Unutma… Bu millet ne istersen yapar. Askere çağırırsın, gider. Evladını istersin, verir. Evladı tabutla gelir bayrağı sarılı, ‘Vatan sağ olsun’ der. Ama Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in kazanımı sandığına el uzattın mı o eli ittirir, buna kalkışana haddini bildirir.

SORUYORUM:

AK Parti’den kalan SGK borçlarının ve vergi borçlarının… Bakın, borcu bunlar yaptılar; faiziyle birlikte parayı biz ödedik ve tamamı bitti. İki yılda 4 milyar lirayı aşan ulaşım yatırımı yapıldı gözünüzün önünde. 330 bin ton asfalt serildi gözünüzün önünde. 600 kilometre yol kaplandı gözünüzün önünde. Ulaşımda gece seferleri başladı siz istediniz diye.

7 milyar liralık yatırımla 820 kilometre içme suyu hattı döşendi evinizin önünde. 37 su deposu, beş gölet, sekiz sulama tesisi, üç atık su arıtma tesisi yapıldı gözünüzün önünde. 250 bin metrekare yeşil alan kazandırılarak Bursa’daki kişi başına yeşil alan miktarı 12,3 metrekareye çıktı.

Karşılaştırma için söylüyorum. Esenyurt’u bunlar aldılar, 25 – 30 yıl yönettiler. Ancak aldık, şimdi kayyımla geri aldılar. Esenyurt‘taki kişi başına yeşil alan yarım metrekaredir; yanı başındaki Ekram Başkan’ın, Murat Çalık Başkan’ın Beylikdüzü’nde 10 metre karedir; Bursa’da Mustafa Bozbey‘in emekleriyle 12,3 metrekaredir.

Soruyorum Bursalılara; Bursa yetmez. Memleketim Manisa’ya soruyorum. Trabzon’a soruyorum, Ekrem Başkan’ın memleketine. Erdoğan’ın Rizesine, Bahçeli’nin Osmaniyesine soruyorum. Sayın Davutoğlu‘nun Konyasına soruyorum. Meral Akşener‘in Kocaelisine soruyorum. Bütün başkanlarımızın memleketlerine teker teker soruyorum.

Acaba bu kadar borç ödenip bu kadar hizmet yapılırken yolsuzluk mu yapılmış? Yoksa 400 milyon dolar borç bırakılırken ve sigorta ödenmezken, vergi ödenmezken 17,5 milyar lira borç yapılırken mi yolsuzluk yapılmış? Yoksa siyasi intikam mı almak isteniyor?

Bir tarafta belediyeyi batıranlar, bir tarafta borcu kapatıp Bursa’yı ayağa kaldıranlar var. O yüzden özellikle Bursa’da CHP’ye değil, AK Parti’ye oy vermiş, MHP’ye oy vermiş ancak bu hizmetleri gören herkese sesleniyorum.

HİÇBİR VİCDAN, BU ALÇAKLIĞA SESSİZ KALMAZ

“Bunların hepsi AK Partili, MHP’li vatandaşların da gördüğü, belediyemizin tıkır tıkır çalıştığı, borç ödediği, asfalt yaptığı, hizmet ürettiği ve bütün Bursa’nın gördüğü işler. Şimdi bunları durduralım, seçmediklerinizi geri getirelim. Yeniden borç yapsınlar, yeniden israf yapsınlar. Bursa’nın bıktığı işleri tekrar tekrar yapsınlar. Mustafa Bozbey de haksız yere hapiste yatsın… Vazgeçin artık bu siyasi intikam anlayışınızdan.

“ERDOĞAN, ÇÖKMEKTEN VAZGEÇ”

“Şimdi Bursa’da bunu yaparsan Bursa’nın gönlünü kıracaksın ve Bursalı bunun hesabını çok ağır şekilde ödetecek. Denemesi bedava. Ama buradan Erdoğan’a çağrım şudur ki; bu hakimlere, savcılara verdiğin talimattan vazgeç, hak etmediğin bir şeye çökmekten vazgeç, tutuksuz yargılama olsun.

Mustafa Bozbey, yargı önünde yargılansın, televizyondan yayınlansın, kararı millet versin, Bursa versin. Hodri meydan. Eğer bunu dinlemezse Erdoğan, sizin iradenize halel getirirse, Bursa Büyükşehir’e çökmeye kalkarsa, bunun hesabını soracak mısınız?

Bir dahaki seçimde siyasi intikam anlayışının ve bu darbenin bedelini AK Parti’ye en ağır şekilde ödetecek miyiz? Tercih senin Erdoğan. İşte milletin sesi, işte vicdanın sesi. İşte senin kulağına fısıldayan o şeytanın sesi. Şeytana uyarsan milleti karşına alırsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir