YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
İHBAR EDEN : Özgür ÖZEL (T.C. 53278370702)
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili ve
Manisa Milletvekili
TBMM – Çankaya/ANKARA
İHBAR EDİLEN : 1. Adalet ve Kalkınma Partisi
2. Recep Tayyip ERDOĞAN
İHBAR KONUSU : Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Siyasi
Parti Üyeliği ve Genel Başkan seçiminin hukuka
aykırılığının ihbarıdır.
AÇIKLAMALAR :
16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen halk oylaması ile getirilen Anayasa değişiklikleri, Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuka ve meri mevzuata aykırı kararı ile yürürlüğe girmiştir. Tam kanunsuzluk olarak değerlendirilen YSK kararı milletimizce şaibeli olarak görülmekte, toplumsal ve sosyolojik meşruiyeti tartışılmaktadır. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ulusal ve uluslararası hukuktan doğan tüm haklar kullanılmakta olup süreç devam etmektedir.
Söz konusu değişikliklerden biri de köklü demokrasimize ciddi müdahale niteliğinde olup, Cumhurbaşkanının tarafsızlığına ilişkin düzenlemelerde yapılmıştır. Anayasanın, Cumhurbaşkanı’nın nitelikleri ve tarafsızlığını düzenleyen 101. maddesinde yapılan değişiklik ile ‘’Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir.’’ hükmü ilga edilmiş ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiğinin kesilmesi mecburiyetinin kaldırıldığından bahisle mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, Adalet ve Kalkınma partisine üye olmuş ve yapılan olağanüstü kurultay ile Genel Başkan olarak seçilmiştir.
Cumhurbaşkanının, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne üye olması ve Genel Başkan seçilmesi, mevzuatta yer alan emredici hükümler karşısında hukuken yoklukla maluldür. Zira yapılan değişiklik Cumhurbaşkanının seçimine ilişkindir. Mevcut Cumhurbaşkanının siyasi parti üyeliği ile ilişkili değildir. “Cumhurbaşkanı seçilenin” ibaresinin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak yorumlamak en hafif tabiri ile kötü niyetli bir yorumlama olacaktır. Maddede yer alan bir ibareyi maddenin bağlamından kopararak yorumlamak mümkün değildir. Madde düzenlemesi öncelikle yaş, eğitim, vatandaşlık, adaylık ve seçim usulü, görev süresi, tekrar seçim kurumlarını düzenlemektedir. Dolayısıyla maddenin son fıkrası Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin sona ermesini düzenleyerek tamamlanmaktadır. Ortada yeni bir cumhurbaşkanı seçimi söz konusu olmadığına göre, 6771 sayılı kanunla yapılan değişikliği temel alıp siyasi partiye üyeliğinin kabulü mümkün değildir.
Kaldı ki bir Cumhurbaşkanı seçimi söz konusu olsa dahi, 19/1/2012 tarihinde TBMM’de 6271 sayıyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nun “Seçim sistemi ve uygulanması” başlıklı 4. Maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” düzenlemesi halen yürürlüktedir. Anayasa’nın 101. Maddesinde yapılan değişiklik ile ‘‘Cumhurbaşkanının varsa partisi ile ilişiği kesilir’’ hükmü ilga edilmiştir. Yerine ise Cumhurbaşkanının partisi ile ilişkisinin devam edeceğine dair diğer normları da bağlayacak şekilde bir hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla meri mevzuat incelendiğinde artık Anayasa’da bu konuda bir hüküm bulunmamaktadır. O halde Cumhurbaşkanının partisi ile ilişiği konusunda Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’nun 4. Maddesinin gözetilmesi gerekmektedir. Madde metninde açıkça ‘‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir’’ hükmü yerini korumaktadır. Anayasa’da yasaklayan ya da serbest bırakan bir hüküm bulunmadığına göre bu hüküm geçerli olup Anayasa’ya aykırı da değildir. Dolayısıyla ihbar konusu ile ilgili dikkate alınması gereken öncelikli yasal hüküm 6271 sayılı kanunun 4. Maddesidir.
Anayasa’nın 2. Maddesinde tanımlandığı üzere Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti olmanın en önemli anlamı hukuki güvenliktir, hukuki belirliliktir. Bir konuda değerlendirme ve inceleme yapılacağı zaman öncelikle Anayasa’ya bakılmalıdır. Anayasa’da bu konuda bir norm bulunmaması halinde ise kanunlara bakılmalıdır. Yukarıda da arz ettiğimiz üzere Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın siyasi parti üyesi olmasını yasaklayan ya da serbest bırakan bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak 6271 sayılı kanunun yürürlükteki 4. Maddesi, Cumhurbaşkanının siyasi parti üyesi olmasını yasaklamakta, ilişiğinin kesilmesini zorunlu kılmaktadır. Düzenlemeler arsındaki çelişkileri gidermek yasa koyucunun görevidir. Anayasa değişikliğinin gerçekleştirildiği 16 Nisan 2017 tarihinden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu kanun hükmünün değiştirilmesi yoluna gidilmemiştir. Dolayısıyla yasa koyucu, bu hükmün varlığını devam ettirmesini, Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiğinin kesilmesini öngörmektedir.
Kaldı ki Anayasa uyarınca yapılan işlemin batıl olduğuna delalet olan bir diğer husus da, 103. Maddede yer alan Cumhurbaşkanının yeminine dair düzenlemedir. Seçilmiş, mevcut Cumhurbaşkanı Anayasa’nın 103. Maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasa’ya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim” şeklindeki yemini ederek göreve başlamıştır. Görevini tarafsızlıkla yerine getireceğine ilişkin Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda namusu ve şerefi üzerine and içen Sayın Cumhurbaşkanının daha sonra Anayasa’da yer alan “varsa partisi ile ilişiği kesilir” ibaresinin kaldırıldığı gerekçesi ile bir siyasi partiye üye olması kabul edilemez. Bu halde Anayasa’da öngörülen yemine sadık kalabileceği tahayyül dahi edilemez.
Anayasa maddeleri arasında üstünlük veya öncelik kuralı yoktur. Anayasa sistematik olarak, bir başka deyişle bütünü ve ruhu da esas alınarak yorumlanmalıdır. Anayasal olarak siyasi partiye üyelik ile ilgili düzenleme olmaması, her isteyenin istediği hususu, kişiye, mekâna, koşullara göre farklılıklar içerecek şekilde uygulamasına imkân tanımamaktadır. Kaldı ki yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere öncelikle yapılan değişiklik yeni seçilecek bir Cumhurbaşkanı söz konusu olduğunda geçerli olabilecektir. Ancak aksinin kabulü halinde dahi 6271 sayılı kanun hükmü karşısında Cumhurbaşkanının siyasi partiye üye olması mümkün değildir. Anayasal ve yasal olarak tarafsız olarak seçilmiş, görevini tarafsız olarak yerine getireceğine dair and içmiş bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, 6271 sayılı kanunun 4. Maddesinin 5. Fıkrası da gözetilerek siyasi partiye üyeliği hususu hakkında gerekli tahkikatın DERHAL yapılarak yoklukla malul olan işlemin düzeltilmesi için ilgili kişi ve kuruluşlara gerekli ihtarların yapılması zorunludur.
Bir diğer husus ise, yurttaşlarımızın siyasi partiye üyeliklerine ilişkin mevzuatımıza ilişkilidir. 22/4/1983 tarihinde kabul edilen 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun üye olma ve üyelikten çekilme hakkı başlıklı 6. maddesi uyarınca her Türk vatandaşının, kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şartlara ve usullere göre siyasi partilere üye olma ve dilediği anda üyelikten çekilme hakkı bulunmaktadır. Mevcut Cumhurbaşkanının bir siyasi partiye üye olabileceği bir an için düşünülse dahi, bir yurttaşımız siyasi partiye üyelik başvurusu yaptığı anda bu işlem derhal sonuç doğurmamaktadır. Nitekim delege olarak seçilebilmesi için bile belirlenen usul doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamınızda tutulan listelerin geçerli olacağı dikkate alınırsa belirli bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Cumhuriyet Başsavcılığınca her siyasi parti için tutulan sicil dosyaları arasında fark bulunmamaktadır. Tüm siyasi partiler eşittir. Anayasa’mızın 10. maddesi uyarınca tüm yurttaşlar da eşittir. Bir yurttaşın işleminin öncelikli veya ivedilikle incelenmesi hukuken kabul edilemez. Mevcut Cumhurbaşkanının üyelik başvurusuna dair tarafınızca yapılan işlemlerde bir öncelik tanınmış olması kabul edilemez. Mevcut Cumhurbaşkanı ile aynı tarihte başvuru yapan diğer yurttaşların işlemlerinin de neticelendirilmiş olması gerekir. Siyasi partiye üyeliğinde engel bulunmadığı bir an için düşünülse bile yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere, mevcut Cumhurbaşkanının Genel Başkan olarak seçilmesi, gerekli koşullar yerine getirilmediğinden hukuken batıldır.
Arz ettiğimiz hususların; Anayasa ve ilgili kanun hükümleri doğrultusunda tüm siyasi partiler için gerekli inceleme ve denetimleri yapmak, hukuka aykırılığı tespit edilen hususlarda ilgili kişi ve kurumları ihtar etmek ve yaptırım uygulamakla görevli ve yükümlü kılınmış olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamınızca resen dikkate alınması ve gerekli işlemlerin yapılması gerekmesine karşın herhangi bir işlem yapılmadığının gözlemlenmesi üzerine tarafımızca bu başvurunun yapılması zorunluluğu hâsıl olmuştur.
NETİCE-İ TALEP :
Arz ettiğimiz ve resen gözetilecek sebeplere binaen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ne üyeliği ve Genel Başkan seçimi yoklukla malul olduğundan, ilgili kişi ve kuruluşun hukuka aykırı tüzük değişikliği işlemi sebebiyle ihtar edilmesi ve bu işlemlerin düzeltilmesi hususunda gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim. 14.06.2017
Özgür Özel
CHP Grup Başkanvekili
Manisa Milletvekili
