Türkiye’nin siyasi tarihi, yargı ile siyasetin kesiştiği davalarla doludur. Yassıada’dan Silivri’ye uzanan bu çizgi, 65 yıl sonra Türkiye’nin yine çok tartışılacak bir davayı yaşadığını gösteriyor.
Dün Yassıada’da görülen davalar nasıl ki yıllar sonra yeniden değerlendirildiyse, bugün Silivri’de başlayan davanın da siyasi ve tarihsel sonuçları uzun süre tartışılacaktır.
65 yıl önce 27 Mayıs askeri darbe mahkemeleri siyaseten 3 idam, iade-i itibar ve anıt mezarlarla sonuçlandı.
Ucube tek adam rejiminde 2 bin 352 yıl hapse istenen İmamoğlu ile 402 tutuklunun yargılaması başlıyor.
Bu dava hukuki değil siyasidir sonuçları da siyasi olacaktır.
Yassıada’dan Silivri’ye Uzanan Siyasi Yargı Tartışması
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında açılan ve toplam 402 sanığın yargılandığı dava Silivri’de başladı. Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu davada 106 sanık tutuklu olarak yargılanıyor. Yassıada’dan Silivri’ye uzanan siyasi bir dava 65 yıl sonra Türkiye’de başladı.
Yaklaşık bir yıl süren soruşturma sürecinin ardından başlayan dava Türkiye’nin son yıllardaki en büyük siyasi davalarından biri olarak görülüyor.
Mahkeme heyetinin verdiği bilgilere göre ilk duruşma Nisan ayı sonuna kadar haftanın dört günü kesintisiz şekilde yapılacak. İkinci celsede ise tutuksuz sanıkların savunmalarına geçilecek ve bu sanıkların mahkemeye katılması zorunlu olmayacak.
Yargılamanın tamamlanması için hedeflenen süre ise yaklaşık 4 bin 600 gün olarak ifade ediliyor. Bu süre yaklaşık 12,5 yıla karşılık geliyor.
Yassıada’dan Silivri’ye İlk Gün: Hilmi Hacaloğlu’nun Notları
Davanın ilk gününde Silivri’de geniş güvenlik önlemleri alındı. Gazeteci Hilmi Hacaloğlu sosyal medya paylaşımlarında mahkeme öncesindeki atmosferi şöyle aktardı:
“İBB Davası bugün başlıyor. Jandarma mahkeme salonunun yaklaşık 200 metre uzağında geniş güvenlik önlemi almış durumda. Basını o güvenlik alanından içeri alıyorlar. Mahkeme binasına iki giriş var. Birinden tutuksuz sanıklar ve şüpheli yakınları alınacak.”
Mahkeme salonuna girişlerin başlamasının ardından gazeteciler için ayrılan alanın sınırlı olduğu da paylaşıldı.
Hacaloğlu şu notu paylaştı:
“Salona girişler başladı. Bir grup gazeteci girdik. Gerçekten 25 kişilik bir alan gazetecilere ayrılmış.”
Bir süre sonra tutuklu sanıklar da salona getirildi. Emrah Şahan alkışlarla salona girerken Ramazan Gültan sağ yumruğunu kaldırarak salonu selamladı. Mehmet Pehlivan ve Aykut Erdoğdu el salladı. Murat Ongun’un da salona girdiği ve yaklaşık 30 tutuklu sanığın duruşma salonunda bulunduğu aktarıldı.
Duruşmada İlk Gerilim
Yassıada’dan Silivri’ye uzanan davanın duruşması saat 11.00’de başladı ancak yarım saat dolmadan ciddi bir gerilim yaşandı.
Mahkeme Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun söz alma talebini reddederek şu ifadeleri kullandı:
“Ekrem Bey böyle kafanıza göre devam edemezsiniz. Böyle devam edersen çıkartırım duruşmadan.”
İmamoğlu’nun mikrofonu kapatıldı ve mahkeme heyeti durumu tutanağa geçirdi. Sanıkların savunma sıralaması tartışılırken izleyici sıralarından da tepkiler yükseldi.
Mahkeme heyeti salon boşaltılana kadar yargılama yapmayacağını belirterek salonu terk etti.
Bu sırada Ekrem İmamoğlu’nun heyete seslenerek “Sen buraya yargılamaya gelmedin. Buradan kaçarak çıkamazsın” dediği aktarıldı.
Duruşmaya daha sonra ara verildi.
İddianame ve İstenen Ceza
3 bin 740 sayfalık iddianamede toplam 143 ayrı eylem ve 17 farklı suçlama yer alıyor.
İddianamede Ekrem İmamoğlu için 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İmamoğlu “suç örgütü liderliği” ile suçlanırken Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülbekaran, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün de örgüt yöneticisi olmakla itham ediliyor.
Toplam 92 kişi örgüt üyesi, diğer sanıklar ise örgütle bağlantılı olmakla suçlanıyor.
Suçlamalar arasında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması ve kamu kurumlarını zarara uğratma gibi birçok başlık bulunuyor.
Yassıada’dan Silivri’ye, 27 Mayıs Davaları ve Tarihin Verdiği Hüküm
Türkiye’de siyasetin yargı ile kesiştiği en çarpıcı dönemlerden biri 27 Mayıs darbesi sonrasında kurulan Yassıada Mahkemeleri idi.
Demokrat Parti yöneticileri bu mahkemelerde yargılandı. Başbakan Adnan Menderes ile birlikte Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi.
Ancak yıllar sonra devlet aynı davalar için iade-i itibar kararı aldı.
Anıt mezarlar yapıldı ve tarih yeniden değerlendirildi.

Türkiye’nin siyasi tarihi bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.
Siyasetin sertleştiği dönemlerde açılan davaların gerçek hükmünü çoğu zaman mahkeme kararlarından çok tarih verir.
Yassıada’dan Silivri’ye uzanan siyasi davalar gün geliyor itibarlı sonuçlar doğuruyor.
27 Mayıs darbesinin ardından idam edilen Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının mezarları, yıllar sonra devlet törenleriyle anılan sembol mekânlara dönüştü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ölüm yıldönümlerinde Menderes’in İstanbul’daki anıt mezarını ziyaret ederek çelenk bırakıyor ve dua ediyor.
Bu ziyaretler Türkiye’nin siyasi hafızasında derin iz bırakan Yassıada yargılamalarının yıllar sonra nasıl yeniden değerlendirildiğini hatırlatan güçlü semboller olarak görülüyor.
Bugün Silivri’de başlayan ve yüzlerce sanığın yargılandığı dava tartışılırken, Türkiye’nin yakın tarihindeki bu çarpıcı dönüşüm yeniden hatırlanıyor. Dün Yassıada’da verilen idam kararlarının yıllar sonra “iade-i itibar” ile sonuçlanması, siyasetin gölgesinde yürütülen davaların tarih tarafından nasıl yeniden yorumlandığını gösteriyor.
Yassıada’dan Silivri’ye
İşte bu nedenle birçok gözlemci, Yassıada’dan Silivri’ye uzanan 65 yıllık süreçte Türkiye’nin yine siyasetin ve yargının kesiştiği bir döneme tanıklık ettiğini söylüyor.
Bugün Silivri’de başlayan bu dava da Yassıada’dan Silivri’ye uzanan siyasi yargı tartışmasının yeni bir halkası olarak Türkiye’nin demokrasi ve hukuk tarihinde yerini alacaktır.
