SÖZCÜ’YÜ ZİYARET: YAŞASIN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAHROLSUN FAŞİZM

Sözcü'yü ziyaret

Meslekte yarım asrı aşan 7 gazeteciyle Sözcü’ye dayanışma ziyareti yaptık. Sözcü’yü ziyaret kapsamında Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk ile SZC TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu’yu ayrı ayrı ziyaret ettik

Davetimle bir araya gelen, gazetecilikte 50 yılı geride bırakmış yedi meslektaşımla birlikte, Sözcü’nün Ankara temsilciliklerini ziyaret ettik

Meslektaşlarımla birlikte hazırladığımız metinde, “Gazetecilerin özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir. Halkın haber alma hakkının, hukuk devletinin ve demokrasinin meselesidir” görüşünü dile getirdik..

Halk TV’ye kayyım atanmasından bir gün önce gerçekleşen ziyaretlerde, Murat Ağırel, İsmail Saymaz ve Mustafa Balcı’ya yönelik yargı kararları protesto edildi; Sözcü ailesine ve tutuklu gazetecilere dayanışma mesajı verdik.

Meslekte 50 yılı aşan, Erdem Noyan, Fahrettin Fidan, Mehmet Öztoprak, Alev Çukurkavaklı, Ali Polat ve Ceyhan Baytur, ile birlikte Sözcü Medya Grubu Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk ile Sözcü TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu’yu ayrı ayrı ziyaret ettik.

Meslekte yarım asrı geride bırakan yedi gazeteci, siyasi yargı operasyonları olarak nitelendirdikleri uygulamaları kınayarak özgür basına sahip çıkma çağrısında bulunduk.

“O hâlde görev bize düşüyor”

Meslektaşlarım adına, Saygı Öztürk’e ve Aslı Kurtuluş Mutlu’ya Sözcü’yü ziyaret ettiğimizde yaptığımız açıklamada, basın meslek kuruluşlarının tepkilerinin birkaç cümlelik kınama mesajlarıyla sınırlı kaldığını belirterek şunları söyledik:

“50 yılı aşkın süredir başkentte sizinle birlikte gazetecilik yapan arkadaşlarımızla baktık ki basın meslek kuruluşları birkaç cümlelik kınama mesajları ile Murat Ağırel, İsmail Saymaz ve Mustafa Balcı’ya yönelik haksız ve hukuksuz yargı kararlarına sessiz kalıyorlar.

O hâlde görev bize düşüyor diyerek Türkiye’nin özgür medyası Sözcü ailesine destek ziyaretine geldik.

Sözcü'yü ziyaret: 
aslı kurtuluş mutlu, erdem noyan, fahrettin fidan, mehmet öztoprak, alev çukurkavaklı, ali polat ve ceyhan baytur
Sözcü’yü ziyaret:
Aslı Kurtuluş Mutlu, Erdem Noyan, Fahrettin Fidan, Mehmet Öztoprak, Alev Çukurkavaklı, Ali Polat ve Ceyhan Baytur

30’a yakın gazeteci ne yazık ki bugün tutukludur. Hepsine Sözcü’yü ziyaret vesilesiyle dayanışmamızı bu sunuyoruz.”

“Özgür basın yoksa demokrasi yoktur”

Yasama, yürütme ve yargının tek kişinin iradesine bağlandığını savunarak açıklamamızı şöyle sürdürdük:

“Günümüzde ucube tek adam rejimi ile yasama, yürütme, yargı tek kişinin iradesine bağlıdır.

Bu rejimde;

Özgür basın yoksa demokrasi yoktur!

Demokrasi yoksa ifade özgürlüğü olmaz.

İfade özgürlüğü yoksa halkın haber alma hakkı olmaz.

Halkın haber alma hakkı engelleniyorsa anayasal hak ve özgürlükler kâğıt üzerinde kalır.

Anayasal güvenceler işlemezse bağımsız ve tarafsız yargıdan, hukuk devletinden söz edilemez.

Seçimlerin yapılması da tek başına bir ülkeyi demokratik yapmaz.”

“Darbeler gördük, siyasi baskılar gördük”

Yarım asrı aşan meslek yaşamları boyunca birçok baskı dönemine tanıklık ettiklerini vurgulayarak Sözcü’yü ziyaret sırasında dedik ki:

“Bizler 50 yılı aşkın sürede darbeler gördük, siyasi baskılar gördük. Ama bugünlerde yaşanan baskıları hiçbir iktidar döneminde görmedik, bu kadar ağır baskı altında kalmadık.

Gözaltılar, tutuklamalar, fiilî saldırılar olağan hâle getirildi.”

Seçimlerin sürmesine rağmen basının baskılandığı, temel hakların sistematik biçimde ihlal edildiği ve demokratik denetimin zayıflatıldığı yönetimlerin siyaset bilimi literatüründe “seçimli otokrasi” veya koşullarına göre “rekabetçi otoriter rejim” olarak tanımlandığını ifade ettik.

“Sözcü ailesinin ve tutuklu tüm gazetecilerin yanındayız”

Gazetecilerin özgürlüğünün toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirterek açıklamamızı şu sözlerle tamamladık:

“Gazetecilerin özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir.

Halkın haber alma hakkının, hukuk devletinin ve demokrasinin meselesidir.

Sözcü ailesinin ve tutuklu tüm gazetecilerin yanındayız, antidemokratik baskıların şiddetle, kararlılıkla karşısındayız.”

Ve 14 Ekim’de Türk medyası bir kara gün daha yaşadı.

Halk TV’ye kayyım atandı.

SZC TV’de İsmail Küçükkaya’ya bağlanan Saygı Öztürk adlarımızı da vererek yaptığımız açıklamayı satır satır okudu.

Sadece 50 yılı aşan meslektaşlarımız olarak değil başta tutuklu 30 meslektaşımız olmak üzere basın özgürlüğüne yapılan tüm antidemokratik uygulamaların şiddetle karşısındayız.

Sözcü’yü ziyaret ve Anayasa ne diyor?

“Basın hürdür, sansür edilemez.”

Devlete de basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alma görevi veriyor.

Gazeteleri, televizyonları ve radyoları devletin görevlendirdiği yöneticilere teslim eden kayyım düzeni, yayın bağımsızlığını değil iktidar bağımlılığını ortaya koyuyor. Sözcü’yü ziyarette vurguladığımız bu görüşü de hatırlatayım.

Bugün Halk TV’ye yapılan şafak baskını ile kayyım atanması demokrasi ye de medya özgürlüğüne de, ifade özgürlüğüne de halkın haber özgürlüğüne de kişilik hak ve özgürlüklerine de özetle anayasal tüm haklara da aykırıdır.

Demokrasinin rafa kaldırıldığının resmi göstergesidir.

Yaşasın basın özgürlüğü kahrolsun faşizm

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir