DEVA Genel Başkanı Ali Babacan fon skandalının Türk ekonomisine kaybını net şekilde açıkladı: 173 milyar dolar… Yüzyılın skandalının siyasi ayakları hakkında hiçbir hukuki işlem başlatılmadı. Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar…
128 milyar doların hesabı soruldu mu? Hayır.
17- 25 Aralık’ın hesabı soruldu mu? Hayır.
Ruhsar Pekcan’dan hesap soruldu mu? Hayır.
Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar diyerek dün yaşananları hatırlayalım….
Ali Babacan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıyayız” diyor ama bir de Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk skandalının yaşandığı dönemde Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısıydı.
Vakıfbank, Ziraat Bankası ve Zarrab olayından dolayı adı doğrudan hedef olan Halkbank da Babacan’a bağlıydı.
Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar Sayın Recep Tayyip Erdoğan.
Zarrab dosyasının gündeme geldiği 2012–2013 döneminde hükümetteki görev dağılımı şöyleydi:
- Recep Tayyip Erdoğan: Başbakan
- Ali Babacan: Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı;
- Zafer Çağlayan: Ekonomi Bakanı
- Mehmet Şimşek: Maliye Bakanı
- Muammer Güler: İçişleri Bakanı
- Erdoğan Bayraktar: Çevre ve Şehircilik Bakanı
- Egemen Bağış: Avrupa Birliği Bakanı ve Baş müzakereci
Çağlayan, Güler, Bayraktar ve Bağış ise 25 Aralık 2013’te bakanlık görevlerinden istifa ettiler.
17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk skandalının kilit isimlerinden birisi ne tesadüf ki Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ti.
4 Kasım 2025’te borsa spekülasyonu olduğunu açıklayan Mehmet Şimşek fon skandalının patladığı 16 Eylül 2026’ya kadar neden tek bir adım atmadı?
Şimşek, neden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı uyarmadı?
Zarrab olayındaki Mehmet Şimşek dönemine dönelim.
New York Güney Bölgesi ABD Savcısı Preet Bharara ile yardımcı savcıları Michael Lockard ve Sidhardha Kamaraju’nun Rezza Zarrab’ın kefaletle serbest bırakılmasına karşı mahkemeye sunduğu iddianamedeki adı geçen Mehmet Şimşek ile ilgili bölümü hatırlatmak gerekiyor.
8 Ekim 2013’te dört bakanla ilgili skandal patlamadan Zarrab Mehmet Şimşek’e gidiyor.
ABD savcılığının kefalete itiraz dilekçesine eklediği Ek G’de, 8 Ekim 2013’te Reza Zarrab’ın, şirketleri ve vergi incelemeleriyle ilgili yayımlanması beklenen haber metnini Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e verdiği Şimşek’in ise metnin bir kopyasını alarak konuyu MASAK’a inceleteceğini söylüyor.
Aynı ekte, haberin Bugün gazetesinde yayımlanmasını önlemek için bazı bakanların gazete yöneticileriyle görüştüğü de aktarılıyor.
Zarrab ise savcılık ifadesinde ayrı bir iddia dile getiriyor: Yeni Şafak’ta ekonomi yazarı olduğunu söyleyen, avukat H.K. adlı kişinin haber metnini yayımlamamak karşılığında kendisinden 1 milyon dolar istediğini öne sürüyor.
Zarrab bu gelişmeyi tepki ile karşılıyor; şirket defterlerinin ve bağlantılı şirketlerin incelenebileceğinden kaygı duyuyor.
Abdullah Happani ve Adem Gelgeç isimlerinin medyada geçmesinden Zarrab neden endişe ediyor ve bakan Şimşek’ten neden yardım istiyor?
Ve nasıl oluyor bilinmiyor ama Mehmet Şimşek de MASAK da Zarrab hakkında bir rapor açıklamıyor.
Fon manipülasyonu bilen ve önlem alınmasını sağlamayan 100 yılın en büyük vurgunu fon skandalının Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.
17-25 Aralık 2013 skandalından yaklaşık 70 gün önce 8 Ekim 2013’te MASAK’a Zarrab dosyasını veren de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.
Şimşek’e soru şu: O gün de bugün de MASAK neden zamanında devreye girmedi?
Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar Sayın Mehmet Şimşek.
Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar Sayın Devlet Bahçeli.
Tekrar gelelim New York Güney Bölgesi ABD Savcısı Preet Bharara’nın dilekçesine ve iddianamesine.
Bağımsız Amerikan yargısının Reza Zarrab’ın kefaletle serbest bırakılmasına hangi iddialarla karşı çıktığını hatırlayalım:
Dilekçenin ana metni, dört kişiden söz ediyor: 3 eski bakan ve Halkbank’ın eski genel müdürü Süleyman Aslan.
Mehmet Zafer Çağlayan — Dönemin Ekonomi Bakanı
Bharara’nın iddianamesi; Reza Zarrabtarafından ZaferÇağlayan’a 32 milyon avro, 10 milyon dolar ve 300 bin İsviçre frangı aktarıldığını vurguluyor.
Muammer Güler — Dönemin İçişleri Bakanı
Bharara’nın iddianamesi; Reza Zarrabtarafından Muammer Güler’e Nisan–Ekim 2013 arasında yaklaşık 5,8 milyon dolar ödendiği ayrıca 1,5 milyon dolarlık bir talepte bulunduğu da yer alıyor.
Egemen Bağış — Dönemin Avrupa Birliği Bakanı
Bharara’nın iddianamesi; EgemenBağış’a 500 bin dolarlık bir ödeme yapıldığına değiniliyor.
Bharara’nın iddianamesi; Dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’a yaklaşık 2,5 milyon avro ve 1,4 milyon dolar verildiği iddiasını aktarıyor.
Emine Erdoğan — Dönemin Başbakanın eşi.
Bharara’nın iddianamesi;
Emine Erdoğan’ı kurucusu olarak yer alıyor. Bugün onursal başkanı olduğu TOGEM-DER hakkında yaptığı bağışlar Zarrab’ın kefalet başvurusunda avukatlarının bildirdiği şu rakamlarla ortaya çıkıyor:
2013’te 850 bin, 2014’te 1,5 milyon, 2016’da 2,3 milyon olmak üzere toplam 4 milyon 650 bin dolarlık bağış…
Sümeyye Erdoğan ve Esra Albayrak, derneğin destekçileri arasında gösteriliyor.
Bakanların yakın çalışma çevresinden adı geçenler
- Barış Güler: Ek G’de Muammer Güler’in oğlu ve Zarrab ile babası arasında aracı olarak anlatılıyor. Rapor, para ve taleplerin iletilmesinde rol oynadığı iddiasını aktarıyor. Ek G, rapor s. 260–264.
- Salih Kaan Çağlayan: Zafer Çağlayan’ın oğlu olarak anılıyor. Ek G’de bir belge alışverişine ilişkin anlatım bulunuyor. Ek G, rapor s. 89–96 ve s. 173.
- Umut Bayraktar: Ek G’de Çağlayan çevresindeki isimlerden biri olarak geçiyor; piyano teslimatına ilişkin mesajlar aktarılıyor. Ek G, rapor s. 204–210.
- “Edip”: Tam adı verilmeyen bu kişi, Zarrab ile Maliye Bakanı Şimşek arasındaki görüşmeye aracılık eden kişi olarak anlatılıyor. Ek G, rapor s. 184–185.
Amerikan savcılığının yazısı ve iddianamesin en somut bölümü; Çağlayan, Güler, Bağış ve Aslan hakkında savcılık raporunda ileri sürülen rüşvet iddiaları ve dilekçede aktarılan tutarlardır.
Ey AKP iktidarı; dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar
Sonsöz şudur: O gün Reza Zarrab skandalında adı geçen bakan ve bürokratların Türk yargısına hesap verdirilmemesi bugün Fon hortumlaması yapan siyasilerin, bürokratların ve iş insanlarının cesaretlerini arttırmıştır.
Dün hesap sormadınız bugün de sormazsanız yarın yine çalarlar…
