Fon krizi yüzünden birikimlerinin akıbetini öğrenmeye çalışan vatandaşlar cevap bekliyor. Recep Tayyip Erdoğan ise Türkiye’nin bu meseleden güçlenerek çıkacağını söylüyor. Peki, kaybın hesabı verilmeden, denetimin neden yetersiz kaldığı açıklanmadan, sorumlular ortaya çıkarılmadan nasıl güçleneceğiz? Günün sorusu şudur: Krizlerle güçlenmek mi, krizleri engellemek mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Eylül 2026’daki açıklamasında şöyle diyor:
“Ekonomimiz bu meseleden güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız daha da güçlenecek.”
Ekonominin güçlenmesini kim istemez?
Ancak insanların birikimleri tehlikeye girdikten, piyasalara güven sarsıldıktan sonra verilen bu vaat, iktidarın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Hortumlanan 90 milyar dolar ne olacak?
Kim güçlenecek? Her krizi siyasi başarı hikâyesine dönüştüren iktidarın mı?
KRİZLERLE GÜÇLENMEK
Erdoğan 16 Ekim 2026’da dedi ki;
“Fon Koordinasyon Kurulu’nu oluşturduk, cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz.”
“Cerrah titizliği” benzetmesi çok doğru bir
Peki, manipülasyon hastalığının belirtileri bakanınız Mehmet şimşek tarafından teşhis edildikten sonra o günden bugüne neredeydiniz?
Hastalık teşhisi elinizdeyken neden zamanında ve etkili müdahale edemediniz?
Bugün operasyonun titizliğini anlatıyorsunuz. Peki, hastanın bu hâle gelmesindeki sorumluluğunuzu kim anlatacak?
Fonzedelerin milyonlarca lira zararlarını hangi cerrahi operasyon ile telefi edeceksiniz?
Zamanında müdahale edilememiş hastalık borsanın tüm sağlıklı yapısını sarmışsa, sonradan gösterilen cerrahi titizlik geçmişteki ihmallerinizi ortadan kaldırmaz ki…
Devleti yönetenlerin görevi, vatandaşın birikimi tehlikeye girdikten sonra kurul oluşturmakla sınırlı değildir.
Asıl görev, tehlikeyi zamanında görüp zararın büyümesini önlemektir.
SAVCILIK UYARDI
Krizlerle güçlenmek mi, krizleri engellemek mi? Bu sorun bir sabah ansızın ortaya çıkmadı.
TBMM tutanaklarına yansıyan bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Şubat 2025’te bazı fon ve hisselerdeki hareketliliği fark ederek Sermaye Piyasası Kuruluna yazı gönderdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise 4 Kasım 2025’te şu açıklamayı yaptı:
“Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz.”
Düzenleme eksikliklerinin giderileceği de söylendi.
Sonrasında çeşitli düzenlemeler yapıldığı yine Meclis tutanaklarında anlatılıyor. Dolayısıyla sorulması gereken soru açık:
Yapılan işlemler neden zararın büyümesini önleyemedi?
Savcılığın uyarısının üzerinden bir buçuk yılı aşkın süre geçti.
Şimşek’in açıklamasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti.
Şimdi vatandaşlara sabır tavsiye ediyorsunuz.
Sabretmesi gereken neden hep vatandaş?
Uyarılar geldiğinde hangi kurum ne yaptı? Hangi işlemler durduruldu? Hangi riskler giderildi, hangileri büyümeye devam etti? Krizlerle güçlenmek mümkün mü?
Bu sorulara tarihleriyle, belgeleriyle cevap verilmeden “kontrol altına aldık” demek yeterli değildir.
HER SARSINTIDAN SONRA AYNI SİYASİ HİKÂYE
17–25 Aralık sürecinde dört bakan hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddialarını yaşadık.
15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadık.
128 milyar dolarlık rezerv satışlarına ilişkin hesap verme tartışmasını yaşadık.
Büyük krizlerin ardından iktidarın kendi sorumluluğunu tartışmak yerine, mağdur rolü oynayarak iktidarda kalmasını beceriyor.
Krizlerle güçlenmek mi, krizleri engellemek mi?
Vatandaşın mağduriyeti geri plana itiliyor; iktidarın mağduriyet ile yoluna devam etmesi öne çıkarılıyor.
Şimdi fon krizinde de aynı söylem karşımıza çıkıyor:
Güçlenerek çıkacağız!
O hâlde sizin siyasi formülünüz şu mu: Kriz, skandal, güçlenme…
24 YILDIR AKLINIZ NEREDEYDİ?
1,5 yıl önce yapmanız gerekeni yapmayıp şimdi mecliste fon yasası çıkarıyorsunuz.
Yatırımcıya ödeme yapılmasını, hukuka aykırı kazançların geri alınmasını, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilata gidilmesini elbette istiyorum.
Denetim eksikse neden tamamlamadınız? Krizlerle güçlenmek mi istiyorsunuz?
Mevzuat yetersizse neden zamanında değiştirmediniz?
Yetki vardıysa neden etkili kullanamadınız?
Yetki yoktuysa neden istemediniz?
İktidar olmak, muktedir olmaktır.
Muktedir olmak da yalnızca atama yapmak, talimat vermek ve kriz sonrasında toplantı düzenlemek değildir.
Yetkinin karşılığı sorumluluktur.
Yıllardır ekonomiyi yöneteceksiniz, düzenleyici kurumların yöneticilerini atayacaksınız; ardından karşımıza çıkıp sorunu yeni fark etmişsiniz gibi çözüm anlatacaksınız.
Vatandaşın size sormaya hakkı var:
Bu kadar yetkiyi kullanırken, bu kadar büyük bir güven kaybını neden önleyemediniz?
ZARARI DA SORUMLUYU DA AÇIKLAYIN
Fon krizinin ekonomiye maliyetinin 90 milyar dolar olduğu yönünde siyasi açıklamalar yapıldı.
Ancak toplam ekonomik maliyet iddiasıyla fonlardan hukuka aykırı çıkarılan para aynı hesap değildir. Bu rakamın tamamını kesinleşmiş bir hortumlama tutarı olarak sunmak yerine, iktidardan ayrıntılı ve denetlenebilir bilanço istemek gerekir.
Fonlardan hukuka aykırı çıkarılan para ne kadar?
Yatırımcıların gerçek kaybı ne kadar?
Ne kadarı geri alındı?
Kimlerden tahsil edildi?
Krizlerle güçlenmek mümkün olmayacağına göre denetim görevini ihmal edenler hakkında ne yapıldı?
İsimleri, işlemleri ve tutarları açıklayın.
Sadece parayı alanların değil, görevini yapmayanların sorumluluğu da araştırılsın.
Suç işleyen cezasını çeksin.
Zararın karşılanmasıyla ceza sorumluluğu birbirine karıştırılmasın. Paranın geri verilmesi, tek başına bütün suçların ve sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmesin.
GECE YARISI ÖNERGESİNE İTİRAZ
Mehmet Emin Ekmen de paylaştığı mesajda düzenlemeye ilişkin şu itirazı dile getiriyor:
“Gece yarısı verilmiş, kişiler ve parasal büyüklüğüyle düzenlemeden kimlerin ne kadar etkileneceği dahi belirtilmemiş bu önergeyi REDDEDİYORUZ. Mağduriyetler büyütülemez. Kazanılmış haklar yok sayılamaz.”
Bu itirazın yanıtını vermek zorundasınız.
Önerge kaç yatırımcıyı etkiliyor? Kimlerin alacağı hangi hesapla değişiyor? Değişikliğin toplam parasal karşılığı ne?
Bu hesaplar açıklanmadan milletvekillerinden neyi onaylamaları isteniyor?
Vatandaşın birikiminin nasıl hesaplanacağını etkileyen bir düzenleme, sonuçları ortaya konularak tartışılmalıdır.
Bir yatırımcının talimat vermiş olmasıyla işleminin tamamlanmış olması arasında hangi hukuki farkların bulunduğu, yeni düzenlemenin bu kişilerin alacaklarını nasıl etkileyeceği açıkça anlatılmalıdır.
Erdoğan, cerrah titizliğinden söz ediyorsun.
O hâlde Meclisin önüne getirilen düzenlemenin hesabını da aynı titizlikle açıklayın.
Mağdurun hakkını korumak için çıkarılan yasa, yeni mağduriyetlerin gerekçesine dönüşmesin!
MECLİSTEKİ FON TEKLİFİNİN ÖNEMLİ HÜKÜMLERİ
22 Ekim 2026 sabahı itibarıyla “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”nin ilk beş maddesi Genel Kurulda kabul edilmişti. Teklifin önemli hükümleri şöyle:
1. Bir milyon liraya kadar ara ödeme
Belirlenen koşullarla yatırımcılara, nihai tasfiye beklenmeden en fazla bir milyon lira ara ödeme yapılabilecek. Kaynak yetersizse küçük yatırımcıya öncelik verilebilecek veya asgari ödeme tutarı belirlenebilecek. Her yatırımcıya koşulsuz bir milyon lira ödeme garantisi bulunmuyor.
2. Net yatırımın yeniden hesaplanması
Kaynakların alacakları karşılamaya yetmediği durumda fiilî para giriş ve çıkışları esas alınacak. Hesaplamada TÜFE ile Yİ-ÜFE değişimlerinin aritmetik ortalaması ve yatırım süreleri dikkate alınacak. Böylece ekranda görünen fon değerinden farklı bir ödeme hesabı ortaya çıkabilecek.
3. Fazla getirinin gönüllü iadesi
Tasfiye öncesinde fondan çıkan kişilerin, düzenlemedeki endeks hesabını aşan getirilerini belirlenen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edebilmesi öngörülüyor. İlgili hisselerden elde edilen kazançlar için de iade mekanizması bulunuyor. Bu hüküm tek başına ceza sorumluluğunu kaldıran bir af anlamına gelmiyor.
4. Şahsi sorumluluk ve TMSF takibi
Zarardan öncelikle ilgili portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Tahsilatın buradan yapılamaması veya yapılamayacağının açıkça anlaşılması hâlinde, sorumluluğu belirlenen kişilerin şahsi malvarlıklarına başvurulabilecek. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna özel takip ve tahsil yetkileri veriliyor.
5. Usulsüzlüğe katılanlara ödeme yapılmaması ve bloke payların kapsama alınması
İlgili piyasa suçlarına veya eylemlerine katıldığı SPK tarafından belirlenen kişi ve kurumlara tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. Gerçekleşmeyen talimatları nedeniyle payları TEFAS’ta bloke kalan yatırımcılar da tasfiye kapsamına alınıyor.
Bu düzenleme, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarla tasfiyeye alınan ve kanun yayımlandığında tasfiyesi tamamlanmamış fonlara yönelik özel hükümler getiriyor.
Erdoğan, fon krizi karşısında başarının ölçüsü iktidarının yoluna devam etmesi değildir. Vatandaşın zararının giderilmesi, denetim zaaflarının açıklanması ve sorumluların hesap vermesidir. Bunlar yapılmadan ilan edilen güçlenme, mağdurun sofrasında eksilen ekmeği yerine koymaz.
