ÖCALAN’A UMUT HAKKI: TAHLİYE GARANTİSİ Mİ…?

Öcalan'a umut hakkı sonucu bahçede kahve ve balık avlama

Öcalan’a umut hakkı tartışmasında kamuoyunun önüne birbirinden farklı kavramlar konuluyor: Tahliye, yeniden yargılama, konutta infaz, cezanın gözden geçirilmesi…

Bunların hepsi aynı anlama mı geliyor? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Abdullah Öcalan’a umut hakkı ile 25 yıl sonunda serbest bırakılmasına mı karar verdi?

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önerisi, bu kararın uygulanması anlamına mı geliyor?

Öcalan'a umut hakkı, devlet bahçeli ile dem heyeti
Öcalan’a umut hakkı, devlet bahçeli dem heyeti

Öcalan’ın cezaevinden çıkarılarak özel bir konuta yerleştirilmesi, “umut hakkı” denildiğinde kendiliğinden mümkün mü oluyor?

Bu sorulara siyasi beklentilerle değil, karar metni ve hukuk kurallarıyla yanıt vermek gerekiyor.

Çünkü toplumun bilme hakkı var. Şehit ailelerinin, gazilerin, terörden zarar gören vatandaşların doğru bilgilendirilme hakkı var.

Ben de tartışmanın merkezindeki AİHM kararını okudum.

Ortaya çıkan tabloyu, kavramları birbirine karıştırmadan anlatacağım.

Öcalan’a umut hakkı ne anlama geliyor?

AİHM, 18 Mart 2014 tarihli Öcalan/Türkiye (No. 2) kararında, koşullu salıverilme ihtimalini dışlayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını inceledi.

Mahkeme, cezanın gözden geçirilmesine olanak sağlayan bir mekanizma bulunmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Buradaki mesele, ağır bir suçtan mahkûm olan kişinin mutlaka serbest bırakılması değildir.

Mesele, cezası ne olursa olsun, hükümlünün bir gün durumunun değerlendirilebilmesi için gerçek ve hukuken erişilebilir bir imkân bulunmasıdır.

Ancak kamuoyunda sıkça atlanan çok önemli bir ayrıntı var:

Öcalan’a umut hakkı için değerlendirme yapılması, değerlendirmenin mutlaka tahliyeyle sonuçlanması anlamına gelmez.

Kişinin toplum için tehlike oluşturmaya devam ettiği veya hapsin sürdürülmesini haklı kılan diğer gerekçelerin varlığını koruduğu sonucuna ulaşılabilir.

Böyle bir durumda cezaevinde kalması mümkündür.

25 yılın sonunda ne olacak?

Tartışmanın en fazla karıştırılan bölümü burasıdır.

AİHM’nin Vinter ve Diğerleri/Birleşik Krallık kararında açıklanan ve Öcalan kararında da aktarılan içtihatta, müebbet cezasının verilmesinden itibaren en geç 25 yıl içinde gözden geçirilmesini sağlayan bir mekanizmaya ve sonrasında dönemsel incelemelere güçlü uluslararası destek bulunduğu belirtiliyor.

Buradan, “25 yıl doldu, ceza bitti. Öcalan’a umut hakkı doğdu” sonucu çıkmaz.

“25 yıl doldu, hükümlü mutlaka tahliye edilmelidir” sonucu da çıkmaz.

Söz konusu olan, cezanın devamının haklı olup olmadığının yeniden değerlendirilmesidir.

Üstelik Öcalan kararının Türkçe çevirisindeki 214. paragraf, ihlal tespitinin kendisine derhal tahliye imkânı tanıdığı şeklinde anlaşılmaması gerektiğini açıkça söylüyor.

Ulusal makamlardan beklenen, gerekli yasal düzenlemelerle bir inceleme usulü oluşturulmasıdır.

Cezalandırma ve caydırıcılık gerekçeleri devam ediyor mu?

Hükümlünün tehlikeliliği sürüyor mu?

Hapsin devamı hâlâ haklı gerekçelere dayanıyor mu?

İncelenmesi gereken sorular bunlardır.

Öcalan’a umut hakkı ve Yeniden yargılama

Başlangıçta ben de “Öcalan yeniden yargılanmalı mı?” sorusunu düşündüm.

Ancak hukukçularla yaptığım görüşmede böyle bir hukuki zorunluluk bulunduğunu söylemek doğru olmaz.

Yeniden yargılama, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün kanunda öngörülen nedenlerle yeniden ele alınmasıdır.

Umut hakkı kapsamında tartışılan inceleme ise kişinin suçluluğunun baştan araştırılması değil, cezasının infazının sürdürülmesini haklı kılan gerekçelerin değerlendirilmesidir.

Bu ayrımı yapmazsak kamuoyuna yanlış bir beklenti sunarız.

Aynı şekilde, değerlendirmenin yalnızca “iyi hâlli mi?” sorusuna indirgenmesi de yeterli değildir. Kararda sözü edilen inceleme daha kapsamlıdır.

Bahçeli ne önerdi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim 2024 tarihli grup konuşmasında Öcalan’ın örgütün sona erdiğini ve lağvedildiğini açıklamasını istedi.

Ardından şu ifadeyi kullandı:

“‘Umut Hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın.”

MHP’nin yayımladığı konuşma metninde doğrudan AİHM veya AİHS’ye atıf bulunmuyor.

Bu nedenle Bahçeli’nin açıklamasını, “AİHM kararını aynen uygulayalım dedi” şeklinde aktarmak doğru olmaz.

Söylediği, belirttiği siyasi şartlar çerçevesinde umut hakkından yararlanılmasına yönelik yasal düzenleme yapılmasıdır.

Hukuki değerlendirme ölçütleriyle siyasi beklentiler arasındaki fark burada ortaya çıkıyor.

Örgütün geleceğine ilişkin bir açıklama, tek başına bir tahliye kararı yerine geçmez.

Özel konut, tahliye anlamına mı gelir?

Bir başka karışıklık da Öcalan’ın özel bir konuta çıkarılması tartışmasında yaşanıyor.

AİHM’nin söz konusu kararı, özel konuta yerleştirilmesi yönünde bir hüküm içermiyor.

Koşullu salıverilme ile konutta infaz da farklıdır.

Birinde, yasal şartlarla cezaevinden salıverilme söz konusudur. Diğerinde hapis cezasının konutta çektirilmesi sürer.

Konutta infazın ayrıca yasal dayanağı, uygulanma şartları ve yetkili makam kararı bulunmalıdır.

Nitekim 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesindeki ağır hastalık veya engelliliğe bağlı konutta infaz düzenlemesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanları açıkça kapsam dışında bırakıyor.

Dolayısıyla “Umut hakkı gündeme geldi, o hâlde özel konuta geçebilir” şeklinde otomatik bir hukuki sonuç kurulamaz.

Siyaset açıklasın, hukuk karar versin

Benim itirazım, toplumu belirsiz kavramlarla yönlendiren tartışma biçiminedir.

İktidar hangi düzenlemeyi düşünüyor?

Düzenleme kimleri kapsayacak?

Değerlendirmeyi hangi makam, hangi ölçütlerle yapacak?

Kararlar gerekçeli olacak mı? Hangi başvuru yolları bulunacak?

Bunların açıkça anlatılması gerekiyor.

Şehit ailelerine ve gazilere karşı sorumluluk, meseleyi sloganlarla geçiştirmekle yerine getirilemez. Hukuk devletine bağlılık da kararların işimize gelen bölümünü seçerek savunulamaz.

Bir düzenleme yapılacaksa kamuoyu metnini görmeli, Meclis tartışmalı, yetkili makamlar kanuna göre karar vermelidir.

Öcalan’a umut hakkı, bir siyasetçinin tahliye vaadi veya 25 yılın sonunda açılan otomatik bir cezaevi kapısı değildir.

Tartışılması gereken, açık yasal ölçütlere dayanan bir değerlendirme mekanizmasıdır.

Tahliye garantisi başka, tahliye ihtimalinin hukuken değerlendirilebilmesi başkadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir