MAKABLE ŞAMİL UZAN YASALARI; 2,5 AYLIK BEBEĞİN OYUNCAKLARINA HACİZ, FONCULARA AKP KALKANI

Uzan yasaları adalet terazisinde oyuncaklar ve paralar

Bugün yaşanan 90 milyar dolarlık Fon Hortumlaması 100 yılın en büyük soygunudur. Uzan Yasaları çıkartan dönemin Başbakanı, yürütmenin başı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir hatırlatma yapıyorum.

TMSF avukatlarının başvurusu üzerine, Uzan Yasaları çerçevesinde Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi Cem Uzan’ın 2,5 aylık evladı Yasemin Paris Uzan’ın oyuncaklarına dahi haciz kondu.

AKP bugün Fon krizinin hortumcularına neden koruma kalkanı uyguluyor?

2002- 2026 döneminde;

Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar, Ruhsar Pekcan, Fatma Betül Sayan Kaya, Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında neden Uzan yasaları uygulanmadı?

Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve eşi hakkında neden Uzan yasaları uygulanmadı, uygulanmıyor?

Değerli okurlarım,

Uzanlar ve Uzan Yasaları konusunda çok detaylı anlatımımı hazırlamakta olduğum kitapta yapacağım.

Bugün yaşanan; Kayyım atama, Şirketlere ve ailelerin mal varlıklarına el koyma gibi hukuki düzenlemeler bilin ki Uzan Yasaları hükümlerine göre yapılıyor.

O günlerden bugüne, yaşananları tarihin tanığı olarak anlatayım.

Genç iş insanı Cem Uzan, milyarlarca dolarlık aile servetine rağmen “Türkiye’nin sorunlarını çözerim” diyerek siyasete girmiş, 2002’de Genç Parti’yi kurmuş, 3 Kasım 2002 seçiminde Genç Parti yüzde 7,25 oy almıştı

Deniz Baykal liderliğindeki CHP’nin desteği ile anayasa değiştirilerek Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağı kaldırıldı. YSK’nın da desteği (!) ile yenilenen Siirt seçiminde milletvekili seçilen Erdoğan Mart 2003’te başbakan oldu.

Bu siyasi tablonun ardından geleceğin iktidarı olarak görünen Cem Uzan’ın Genç Partisi ile başta Medya kuruluşları olmak üzere Uzan gurubunun bertaraf edilmesi için ilk yargısız ve hukuksuz adım şöyle atıldı.

12 Haziran 2003’te Çukurova Elektrik AŞ ve Kepez Elektrik’in imtiyaz sözleşmeleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca feshedildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Güler’di.

Bakanlık yetkilileri polis ve jandarmayla tesislere girdi. ÇEAŞ’ın ve Kepez’in yöneticileri ve avukatları bir mahkeme kararı olmadan polis zoruyla dışarıya atıldı.

Borsa işlemleri donduruldu. SPK’nin 17 Haziran 2003’teki açıklamasına göre;

  • ÇEAŞ: 10 bin 193, Kepez: 3 bin 590 olmak üzere Toplam: 13 bin 783 kişi mağdur oldu.

105 milyon dolarları o günden bugüne AKP iktidarı tarafından haksız ve hukuksuz şekilde mağdurlar da cezalandırılmış oldu.

Bakanlık, polis baskını ile yargısız infazın gerekçesini “mevzuata aykırılıklar” olarak açıklamıştı.

Diyelim ki vardı!

Mevzuata aykırılıkları belirlemek, sorumluları ortaya çıkarmak için neden yargıya başvurulmadı?

Çünkü işletme hakkı devir sözleşmesine göre bakanlık ile ÇEAŞ ve Kepez arasındaki ihtilaflarda “Uluslararası Tahkim” yargılaması şartı vardı.

İşte bu nedenle AKP iktidarı Başbakan Erdoğan döneminin ilk yıllarında siyasi ve idari kararla polis zoruyla halka açık iki kuruluşa hukuksuz şekilde el konuldu.

Bitmedi, çünkü amaç siyaseten Genç Parti’yi ve çok güçlü Star TV ve medya şirketleri susturmak, Uzan Gurubunu külliyen yok etmekti.

“Hukuksuz” vurgulamalarım dikkatinizçekmiştir.

Bu “Hukuksuz ve yargısız” infazları “geriye doğru” alınan yasa hükümlerini ortaya koyarak detaylı şekilde anlatacağım

Bugün TMSF ve KAYYIM uygulamalarını tartışırken, o dönemde önce el koyma sonra Uzan yasaları hangi hükümlerle getirildi?

Anlatayım:

İmar Bankası’nın faaliyet izninin kaldırılmasının ardından, önce 4969, ardından 5020 sayılı kanunlarla tedbir ve tahsil yetkileri genişletildi.

UZAN YASALARI

Kanun hükümlerini “makable şamil” yanigeriye doğru genişleten yasalar anayasaya ve hukuka aykırı olarak mecliste kabul edildi.

1. 4969 sayılı Kanun, geçici madde 2/2 — Eş ve çocukların mal varlıklarına tedbir

  • Banka yöneticileri ve hâkim ortaklarla eş ve çocuklarının mal, hak ve alacaklarının dondurulabilmesi düzenlendi.
  • Kiralık kasa mevcutlarının kapsama alınması, tasarruf yetkisinin kaldırılması ve değerlerin zaptı mümkün kılındı.
  • Onlar adına hareket eden veya hesaplarına mal edinen kişiler de kapsama alındı.

2. 4969 sayılı Kanun, geçici madde 2/4 — Açıkça makable şamil uygulama

  • Kanunun yürürlüğünden önce gerçekleştirilen fiiller nedeniyle Fonun ödeme yapmasına yol açan kişiler ile eş ve çocuklarının mal, hak ve alacaklarına da aynı tedbirlerin uygulanması öngörüldü.

3. 5020 sayılı Kanun, madde 20 → 4389 sayılı Kanun, madde 15/7-a — Şirket yönetimlerinin devralınması ve yönetici atanması

  • TMSF’ye, tahsil bakımından yarar görmesi hâlinde, Fona borçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede tanımlanan şirketlerin yönetim ve denetimini devralma yetkisi verildi.
  • Kapsama banka iştirakleri, bankanın tüzel kişi hâkim ortakları ve ilgili ortakların doğrudan veya dolaylı kontrolündeki şirketler alındı.
  • “Tüm şirketlere kayyım atanması” şeklinde anlatılan yetkinin bu metindeki karşılığı, kanunda tanımlanan şirketlerin yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralınması ve yönetici atanmasıdır.

5. 5020 sayılı Kanun, madde 20 → 4389 sayılı Kanun, madde 15/7-b — Malların banka kaynağıyla edinilmiş sayılması

  • Maddede belirtilen şartlarla, ilk kredi veya banka kaynağı kullanımından sonraki edinimlerin banka kaynağıyla gerçekleştiği kabul edildi.
  • Bu malların üçüncü kişilere devri ve üzerlerinde hak kurulmasının Fona karşı sonuç doğurmaması düzenlendi.
  • Belirtilen kişiler ve işlemler bakımından iyi niyet savunması sınırlandırıldı.

6. 5020 sayılı Kanun, madde 21 → 4389 sayılı Kanun, madde 15/a — Aileye aktarılan kaynakların Hazine alacağı sayılması

  • Hâkim ortakların kendilerine, şirketlerine, eşlerine, çocuklarına, evlatlıklarına ve belirtilen kan ve kayın hısımlarına aktarılan banka kaynakları kapsama alındı.

7. 5020 sayılı Kanun, madde 23 → 4389 sayılı Kanun, madde 17/a — İspat yükünün davalılara verilmesi

  • Maddede tanımlanan Fon davaları ve eski yönetici ve denetçilere karşı şahsi sorumluluk davalarında ispat yükü davalılara bırakıldı.
  • Düzenleme, açılmış ve açılacak davaları birlikte kapsadı.

8. 5020 sayılı Kanun, madde 25 → 4389 sayılı Kanun, madde 22/4 — “Zimmet olarak kabul edilir” düzenlemesi

  • Yönetici sıfatı bulunmasa da bankayı fiilen veya hukuken kontrol eden gerçek kişi ortakların, maddede tanımlanan kaynak kullandırma ve zarara uğratma fiilleri geriye doğru da işletilerek zimmet kabul edildi.
  • On yıldan yirmi yıla kadar ağır hapis, ağır para cezası ve zararın müteselsilen ödenmesi öngörüldü.

9. 5020 sayılı Kanun, madde 26 → 4389 sayılı Kanun, madde 24/3-f — Savcının yazılı emriyle el koyma

  • İlgili suçların soruşturmasında mal, para ve alacaklara mahkeme kararı olmaksızın, savcının yazılı emriyle el konulması düzenlendi.
  • Suçtan sağlanan kazanımların aktarıldığı kan ve kayın hısımları ile üçüncü kişilerdeki değerler de kapsandı.

10. 5020 sayılı Kanun, madde 27 → 4389 sayılı Kanun, ek madde 1 — Aile malları üzerindeki tedbirlerin genişletilmesi

  • Eş ve çocukların banka hesapları, taşıtları, taşınmazları ve menkul değerleri yanında işletme, marka, lisans ve bazı yayın ve işletme hakları açıkça kapsama alındı.
  • Sorumlulardan boşanmış veya dul eşlere, diğer hısımlara ve üçüncü kişilere geçirilmiş ilgili mallar için de tedbir istenebilmesi düzenlendi.
  • Bu kişiler yönünden iyi niyet, mülkiyet ve resmî sicile güven karinelerinden yararlanma sınırlandırıldı.
  • Boşanmış ve dul eşler bakımından bankanın Fona devrinden önceki iki yıl içindeki edinimler kapsandı.

11. Aynı ek maddenin son fıkrası — Eş ve çocukların mallarına geçmiş fiiller nedeniyle uygulama

  • Yürürlükten önceki fiiller nedeniyle Fonun ödeme yapmasına veya yapacak olmasına sebebiyet veren kişiler ile eş ve çocuklarının mal, hak ve alacaklarına da ek madde hükümlerinin uygulanması açıkça yazıldı.

12. 5020 sayılı Kanun, madde 27 → 4389 sayılı Kanun, ek madde 2 — Sözleşmelerin geçersiz sayılması

  • Belirtilen banka mensupları, hâkim ortaklar ve aile çevresinin kendi aralarında veya üçüncü kişilerle yaptıkları, maddede sayılan sözleşmeler geçersiz sayıldı.
  • Bunlar arasında ipotek, rehin, kira, finansal kiralama, televizyon ve gazete yayın hakları, marka ve lisans sözleşmeleri de yer aldı.

13. 5020 sayılı Kanun, madde 27 → 4389 sayılı Kanun, ek madde 3 — Yirmi yıllık zamanaşımı

  • Kanundan doğan Fon alacakları ve Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zaman aşımı 20 yıl olarak belirlendi.

14. 5020 sayılı Kanun, madde 29 — Geriye uygulamayı diğer hükümlere bağlayan madde

  • 4969 sayılı Kanun’un geçici 2/4. maddesindeki geçmiş fiillere uygulama hükmüne açıkça gönderme yapıldı.
  • Gönderme; 20, 21 ve 23. maddeler ile ek 1, ek 2, ek 5 ve belirtilen geçici düzenlemeleri kapsadı.
  • Makable şamil uygulamayı anlatırken özellikle gösterilmesi gereken bağlantı maddesi budur.

15. 5020 sayılı Kanun, geçici madde 3 — Daha önce el konulan bankalara uygulanma

  • Maddede tek tek sayılan yeni hükümlerin, kanunun yürürlüğüne kadar yönetimi Fona geçmiş, faaliyet izni kaldırılmış veya Fon eliyle tasfiyesi yürütülen bankalara da uygulanması geriye doğru olarak öngörüldü.

16. 1999 tarihli 4422 sayılı Kanun’un gizli tanık ve kimliğinin gizlenmesini de kapsayan 2 ila 10. Maddeleri.

  • 12 Aralık 2003’teki 5020 sayılı Kanun’un 26. Maddesi ile ilişkilendirildi ve bankacılık suçlarının soruşturma ve kovuşturmalarında da “gizli tanık” uygulanması sağlandı

CHP’NİN UZAN YASALARI TAVRI NEYDİ?

Temel Roma hukukuna, anayasaya aykırı, Makable şamil yani geriye dönük suç ve ceza oluşturan bu Uzan yasaları hükümleri komisyonda görüşülürken meclisin tek ve ana muhalefet partisi CHP nasıl bir tavır takınıyordu?

Anlatayım.

1. Adalet Komisyonunun 13 Kasım, 20 Kasım ve 4 Aralık 2003 toplantılarına görüşüldü. Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile Devlet Bakanları Mehmet Ali Şahin ve Ali Babacan katılıyor.

CHP’li altı üye; Orhan Eraslan, Feridun Fikret Baloğlu, Muharrem Kılıç, Yüksel Çorbacıoğlu, Mehmet Nuri Saygun ve Feridun Ayvazoğlu ortak ayrışık oy yazısında diyorlar ki;

“Hortumlanan paraların geri alınması doğrultusunda irademizi ortaya koyarak bu noktada önemli zaafları olduğunu bildiğimiz yasa tasarısına evet oyu kullanıyoruz.”

3 Aralık 2004 ibretlik açıklaması

CHP Niğde Milletvekili Orhan Eraslan’ın 3 Aralık 2004’teki şu açıklaması AKP iktidarının anayasaya ve hukuka aykırı Uzan yasaları konusundaki değişikliklerinin CHP’den nasıl destek bulunduğu açısından tam ibretliktir:

“Biz, 5020 sayılı Yasayı, Anayasa sınırlarını zorladığı halde, Sayın Bakanınıza yetki verdik, hortumcularla mücadele etsin diye…”

Ve yapılan oylamada; 201 kabul, 1 çekimser oyla 5020 sayılı Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun önce komisyonda sonra mecliste kabul edilerek yürürlüğe girdi.

TMSF kararıyla Uzan Grubunun 219 şirketinin yönetim ve denetim kurullarına Uzan yasaları nedeniyle kayyım atamaları yapıldı.

Telsim, Uzan medya grubu, çimento işletmeleri, ÇEAŞ, Kepez gibi enerji şirketleri, Metaş gibi sanayi kuruluşu ve birçok sektördeki tüm Uzan şirketleri aynı geniş operasyonun kapsamına alındı.

Şirketlerin yönetim kurullarında bulunan Uzanlarla 3. Derece akrabalıkları dahi bulunmayan çaycı, odacı, idari görevli çalışanların tüm banka hesaplarına da mal varlıklarına da Uzan yasaları nedeniyle tedbir konuldu. Yüzlerce Uzan çalışanı yıllarca mağdur edildi.

CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ

Anayasa’nın 38. maddesi açıktır: “Ceza sorumluluğu şahsidir kimse, başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamaz.”

Bu madde tarihe kara leke olarak geçen Uzan yasaları ile çiğnendi.

Bu gerekçelerin her şirket bakımından ayrı ayrı kanıtlanması gerekmez miydi? Uzan yasaları yerine mevcut yasalar neden uygulanmadı?

Hangi şirket ne kadar kaynak kullanmıştı? Hangisi borçluydu? Hangisi karlıydı? Hangisine müdahale neden zorunluydu?

Uzan yasaları konusunda Uzanların hukuki mücadeleleri:

  1. Bahaettin Uzan ve İmar Bankası sanıkları, yargılama için İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin görevlendirilmesini “doğal hâkim ilkesine aykırı” diye konunun AYM’ye gönderilmesini istedi.

Mahkeme, 15 Nisan 2004’te bu talebi reddetti.

  • Rumeli Telefon hissedarı Selim Öcal Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesine 4969 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi ile 5020 sayılı Kanun’un 20, 21, 23, 26 ve 27. Maddelerinin iptali için “anayasaya aykırılık” davası açtı.

Mahkeme başvuruyu kabul ederek Anayasa Mahkemesine (AYM ) gönderdi.

AYM, 9 Haziran 2004’te, E.2004/39, K.2004/66 sayılı kararıyla başvuran “mahkemenin yetkisizliği” nedeniyle hükümlerin Anayasa’ya uygunluğunu esastan incelemeyerek reddetti.

Deniz Baykal liderliğindeki CHP; bu yasaların yukarıda saydığım hükümlerine mecliste destek verdiği için Uzan yasaları AYM’ye taşınmadı.

Şimdi gelelim Uzanların anayasaya aykırı hükümleri anayasa mahkemesine göndermek için verdikleri hukuk mücadelesine.

  • Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” başlıklı kitabının 261. Sayfasında yer alan şu itirafa dikkat çekeyim:

“Uzanlar mücadeleyi bırakmıyordu; bu defa toptan kurtuluş için 5020 sayılı Bankalar Kanunu’nun iptalini istiyorlardı. Yıllarca bazı davalarının yüksek mahkemelerde rüşvetle kapatılmasında kullandıkları, ünlü ve bürokrasi camiasında itibar sayılan hukuk profesörlerini de kullanarak harekete geçtiler.

Bu iş için önce yerel bir mahkemenin önüne gelen bir davada uygulanan 5020 Sayılı Bankalar Kanunu’nun anayasaya aykırılığını ileri sürerek davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşımak gerekiyordu.

Uzanlar iki ciddi rüşvetle bunu da sağladılar:

Birincisi, Bakırköy’de açtıkları bir davadaydı. Hukuk Mahkemesi, daha karşı tarafa dava dilekçesini tebliğ edip görüşünü sormadan davayı Anayasa Mahkemesi’ne gönderme kararı vermişti.

Bu, ciddi bir mahkeme olmaması gerektiğini gösteriyordu. Uzanları baştan savmak için verilmiş bir karardı. Temel hiçbir usule uymayan bu karar Anayasa Mahkemesi’nde kabul görmedi.

Diğer karar ise İstanbul idare mahkemesinde alınmak istendi.

Durumu haber aldık ve Adalet Bakanlığı ile birlikte mahkeme başkanına haber verdik ve yapılmak istenen hile daha Anayasa Mahkemesi’ne gitmeden önlenmiş oldu.

Uzanların yapacağı her manevrayı, nereye döneceklerini haber alıyor ve ilgili kurumları uyarıyorduk.

Uzanlar ise hiç boş durmuyor, her zaman bir şeyler çevirmeye çalışıyorlardı; ama iki yıl boyunca her hamlelerini tespit ederek önlemeyi başardık.”

Değerli okurlarım,

Anayasa’nın 36. maddesi — Hak arama hürriyeti şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

Avcı’nın, Adalet Bakanlığı ile birlikte mahkeme başkanına haber verdik ve yapılmak istenen hile daha Anayasa Mahkemesi’ne gitmeden önlenmiş oldu” itirafı dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Yüce Divan’da, o mahkeme başkanın da mahkemede yargılanmalarını gerektirir.

İlaveten; Hanefi Avcı’nın, “rüşvet” iddiaları hiçbir mahkemeye yansımadı.

Rüşvet suçlaması yüzde 100 yalan ve iftiradır.

Ayrıca Avcı’nın Bakırköy’de diye bahsettiği ise Uzanların değil, Rumeli Telefon hissedarı Selim Öcal Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı başvurudur ki AYM mahkemenin yetkisizliğine karar vermiştir.

Avcı’nın, “ünlü ve bürokrasi camiasında itibar sayılan hukuk profesörleri” dediği isimler bu davayı yanlış mahkemede kesinlikle açmazlardı.

Uzanların o dönem peşine düşen polis müdürünün iftiraları ne yazık ki tek bir medya ve tek bir siyasetçi tarafından sorgulanmadı.

22. Dönem Niğde Milletvekili, hukukçu Orhan Eraslan’ı arayarak o günlerde CHP olarak anayasaya aykırı hükümler içeren Uzan yasalarına neden destek verdiklerini sordum.

Eraslan, “hortumcularla ilgili iktidar öyle bir hava yarattı ki karşı çıkanlar sanki onları koruyor olacaktı” dedi.

Ve gizli tanıkların kullanılmasının ve kimliklerinin gizlenmesine ilişkin düzenlemenin de Hanefi Avcı’nın önerisiyle Uzan dönemindeki yasal düzenlemelere eklendiğini söyledi.

Birkaç nadir olay dışında Uzanlara yapılan önce yargısız infazları sonra da baktılar ki geriye dönük yasa çıkarmazlarsa başları belaya girecek, işte bu anayasaya aykırı yasalarla hapis yolunu açtılar.

Uzan yasaları adalet terazisinde oyuncaklar ve paralar
Uzan yasaları adalet terazisinde oyuncaklar ve paralar

2001’de Genç Parti’nin kurulmasından aylar önce Cem Uzan, holding şirketlerindeki tüm ortaklıkları hisselerini kardeşi Hakan Uzan’a devretti.

Yasalar geriye doğru çıkarıldığından Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan hakkında davalar açılırken yurt dışına çıkan Kemal Uzan ve Hakan Uzan hakkında açılan davalar 20 yılı aştığı için Uzan yasaları çerçevesinde zamanaşımına uğradı.

Cem Uzan yasaları yargılanmalarda etkin olunca davalar şöyle sonuçlandı:

  • Haziran 2009 — Kontör kartları davası: Küçükçekmece’de görülen davada 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay onadı.
  1. 6 Ekim 2009 — Pamukova Sulh Ceza Mahkemesi: Orman arazisini işgal nedeniyle 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Yargıtay onadı.
  2. 4 Kasım 2009 — Pamukova Asliye Ceza Mahkemesi: Çiftlik baskını nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmaya azmettirmekten 6 yıl hapis cezası verildi. Yargıtay onadı.
  3. 15 Nisan 2010 — İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi: Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılıktan 23,5 yıl hapis ve 33.750 TL adli para cezası verildi. Yargıtay onadı.
  4. 29 Mart 2013 — İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi: İmar Bankasından nitelikli zimmet nedeniyle 18 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 4.404.721.134 TL adli para cezası verildi. Yargıtay onadı.

Toplam:

  • TMSF’nin 9 Kasım 2022 tarihli açıklamasına göre kesinleşmiş toplam: 47 yıl 5 ay 20 gün hapis.
  • Adli para cezalarının toplamı: 4.404.754.884 TL.
  • NOT: Aynı kontör olayının Ankara’da açılan davasında ben de yargılandım ama 2. celsede kontörlü kartlarının bedava ve içi boş aptal kartlar olduğunu duruşmada ispat ederek beraat ettim. Yargıtay da onadı. Aynı Yargıtay Cem Uzan’ı mahkum eden kararı da onadı.

FETÖ – AKP İŞBİRLİĞİ İLE ALINAN YARGI KARARLARI

Pamukova Sulh Ceza Mahkemesi – Dosya 2004 / 168 Hâkim: Meryem Günay

Pamukova Asliye Ceza Mahkemesi – Dosya 2005 / 47 Cumhuriyet Savcısı: Mehmet Günay

15 Temmuz kahpe darbe girişiminden sonra bakın ne oldu?

Hâkim Meryem Günay ve eşi Cumhuriyet Savcısı Mehmet Günay Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 24 Ağustos 2016 tarih ve 426 sayılı kararı ile FETÖ’cü olduklarından meslekten ihraç edildiler.

Bitmedi:

Cem Uzan’ı mahkum eden, 20 hakiminin 12 tanesi , 18 savcının 11 tanesi FETÖ’cü çıktı.

Kimisi mahkûm oldu, kimisi hala firarda.

Yargıtay’da Cem Uzan dosyalarına bakan 3. – 5. – 7. ve 14. Ceza Dairelerinin hakim ve üyeleri de FETÖ’cülükten meslekten ihraç edildiler.

Uzan dosyasını hazırlayan polisler, memurlar ve gizli tanıklar da FETÖ’cü çıktılar.

AKP’LİLERE KORUMA KALKANI

Uzan yasaları bugün de yürürlüktedir.

AKP iktidarı 2002-2026 döneminde tek başına devleti yönetirken belediye başkanlarını, bakanlarını ve milletvekillerini yargıya göndermiyor.

Çünkü, mahkemeler Uzan yasaları hükümlerini uygularlarsa suça karışan AKP’lilerin yedi sülaleleri de ceza alabilecek.

2005’te çıkarılan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 16. maddesinde yaklaşım açıkça yazıldı:

“Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.”

Yani Uzan yasaları geriye dönük de uygulanır. Neden Fonculara uygulanmıyor?

Fon hortumcularının, ailelerine kim neden koruma kalkanı tutuyor?

Peki, Uzan yasaları neden FON hortumcularına uygulanmıyor?

Kamu alacağını tahsil etmek iktidarların da yargının da görevidir.

Bakanları ve belediye başkanlarını görevden affetmek asla hukuken affetmeyi gerektirmemeli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir